Bitirmek için başlamak gerek
Coşkun Özbucak

Bitirmek için başlamak gerek

Bu içerik 99 kez okundu.
Reklam

 

         29 Temmuz’da hasat için bahçeye girmeye başlanacak ama bir şey eksik. Üretici bahçeye giriyor, ya kendisi topluyor (ailece) ya da ücretli olarak fındığını toplatıyor ama fındığı kaça satacağını bilmiyor. Masraf belli, gelir belli değil.

         Bu durumdan kim sorumlu, kim kazançlı biliniyor da yalandan bilmezlikten geliniyor.

         Sorun nasıl çözülecek? Üretici bahçeye girerken ürününü kaça satacağını bilse; alanın da satanın da yaşamı normal devam eder. Kimse bilinmezin içinde olmaz.

         Bir söz vardır: “Başlamak bitirmenin yarısıdır” diye.  Buna örnek bir anlatı da var: “ Melek Allah’ın huzuruna çıkıp sürekli milli piyangodan ikramiye çıkması için dua edenin olduğunu söyler. Bu dua eden kuluna piyangodan para çıkmasını sağlamasını talep eder. Allah da meleğe, “Bilet almıyor ki” der. Şans da olsa piyangodan para çıkması için bilet almak gerekir. Bir işte başarılı olmak için de elini taşın altına sokup bir yerden başlamak gerekir.

         Ülkenin içinde bulunduğu durum karşısında alınan tutum da böyle. İsteklerinin olmasını istiyor; para çıksın bekliyor.  Ama kılını oynatmıyor.

         Fındık fiyatının maliyetinin de üzerinde olması isteniyorsa bir yerden başlamak gerekir. Önceki yazılarımda da vurgulamıştım. Özellikle ekonomide güçler dengesi çok önemlidir. Kimler dayanışma içindeler (örgütlü) ise kazanırlar. Fırın sahipleri örgütlü ve ekonomik olarak kârlarından zarar eder duruma gelince ‘zam’ kararı alabiliyorlar. Ekmek 1.25TL’den 1.50TL’ye yükseldi. Yeni zamlar kapıda.  Ürettiklerine zam yapanların hepsi kendi aralarında örgütlü. Birbirleriyle rekabet etseler de ortak çıkarları gündeme gelince kırk yıllık dost oluyorlar. Zamlar devam edecek ve zam yapanlar incelendiğinde durum daha iyi anlaşılacaktır.

         Tarım alanında iş tam tersi. Üretici köylü ürettiğini pazara indirdiğinde alıcıya “Kaç liradan alıyorsun?” diye soruyor. Diğer zamcılar gibi alıcı satıcıya sormuyor.

         Bu durum sorgulanmalı. Asıl sorun da burada.  Her yıl fındık sezonu başlarken bunları yazıyorum.  Üretici köylü kendi çıkarları için dayanışma (örgütlü) içinde değil. Sürü halinde olmayan koyunları kurt kolay kapıyor. Ya da “Büyük balık küçük balığı yutar” atasözü var. Ama küçük balıkların yan yana gelmesiyle büyük balık görünümüne kavuşurlar ve av olmaktan kurtulurlar. Yoksa tek tek av olurlar.

         Fındık fiyatının maliyetinin üzerinde olması, tarım politikasının üretici lehine değiştirilmesi; köyden göçün engellenmesi için birlik ve dayanışmanın adı olan sendikalaşma başarılmalı, kooperatifleşme süreci başlatılabilmelidir. Yoksa ben bu yazının aynısını gelecek yıl da yazarım, üreticiler de hükümetlerin, ihracatçıların, yerli ve yabancı tarım tekellerin iyi niyet göstermesini bekleyedurur. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)