Hamamcı Tahsin…
Yavuz Kalyoncu

Hamamcı Tahsin…

Bu içerik 973 kez okundu.
Reklam

Ordunun Şehrengizleri

 

                  Lakaplarıyla tanınanlardan, Tahsin Efendioğlu namı diğer; HAMAMCI TAHSİN, bu haftaki konuğumuz…

            1931 doğumlu Tahsin Efendioğlu namı diğer hamamcı Tahsin. Ordu’nun nüfus yoğunluğunun az olduğu yıllarda yaptığı işlerle, renkli ve farklı yaşantısı ile herkesin tanıdığı isimler arasında kendine yer bulmuş sevilen bir büyüğümüz. Rahatsızlığı nedeniyle Cumhuriyet Mahallesi’ndeki evinde ziyaretine gidip geçmişe yönelik uzun soluklu bir sohbet ettik.

    

                  Lakabı Hamamcı Tahsin olduğu için aldanmayın. Tahsin abinin yapmadığı iş kalmamış. Ben sordum o anlattı ve 87 yıla sığan hayat hikâyesi ortaya çıktı.

            “Zaferi Milli Mahallesi’nde ve Karacaömer köyünde geçti çocukluğum. Mahallede dayımın evinde kalıp Cumhuriyet ilkokuluna gidiyordum. Arkadaşlarım Hasan Çol, Feridun Üçer, Dikran Toraman, Temel Tank, Fikret Tanrıverdi ile bir araya gelip jeepci Temel’in babasının mezbahaneden getirdiği hayvanların sidik torbalarını şişirip dışına yamalık, iplik sarıp top yapıp mahalle aralarında oynayarak büyüdük.

            Lise olmadığı için okuyamadı

            Orta mektebi önce Gazi İlkokulunun yanındaki Kız Sanat mektebinde okuduk sonra okul zelzeleden zarar görünce Güzel Ordu’ya geldi, orda devam ettik. Ortaokulun ikinci sınıfında okulu bıraktım. Ordu’da lise okuma şansı yoktu, Babam Süleyman Hasan Efendioğlu; ‘bir oğlum var onu da okumaya gurbete gönderemem’ dedi beni okutmadı.

            Önce katırcılık, sonra çobanlık

            Şurada burada derken zaman geçiyordu farklı işler denemeye başladım. O yıllarda yazları herkes yaylaya giderdi. Araba bir elin parmakları kadardı ve herkes araba ile yaylaya gidemiyordu. Babama at aldırdım yaylaya atla yük ve yolcu taşımaya başladım. Sabah namazla yola çıkıp bir günde Çambaşı’na varıyordum. Bu işin adına katırcılık denir. 7,5 kuruş alıyordum her seferde. Kazançlı ama yorucu bir işti. Sonra Bakacak’ta maden çıktı orada atımla günlük 5 lira yevmiyeye çalışmaya başladım. Bir miktar para biriktirip, babama koyun aldırdım ve yaylacılığa başladım. Gâvur İmam’ın, Türkmenoğulları’nın, Hekimoğulları’nın Yassı Yurt Obası’nda yaylacılık yaptım.

            At sırtından kamyona

            Sonra 1949 yılında 3 tonluk Alman Ford kamyonet alıp nakliyeciliğe başladım. Benden başka Cahit Bayraktar’ın Chevrolet kamyonu, Tufan’ın Ahmet’in Chevrolesi, Aslan Akın’ın Dodgesi vardı. Yüzbaşı Süleyman’ın Çemsesi, Süleyman Gönül’ün kamyonu vardı. Taksi olarak çalışan 1936 Fordu ile Guguk İlyas vardı. Ehliyeti belediye verirdi. Ordu Ulubey yol üzerinde bir bardağı 10 paraya ayran sattım. Günde iki araba bile geçmezdi.

            Askerlik zamanım gelmişti. İstanbul Beykoz da bahriyeli olarak askerliğe başladım. Mayıncı oldum. Üç yıl askerlikten sonra memlekete geri döndüm.

 

            Askerden sonra muhasebeci

            1953 yılında Muhasebeci İbrahim Sağra’nın yanına çalışmaya başladım. Üç senede işin inceliklerini öğrendim. Kendi muhasebe büromu açtım. Ordu’da az sayıda muhasebe defteri tutan vardı. İbrahim Sağra, Osman Yaprak, Faik İbrişim, Vahit Aysüren. 40’a yakın esnafın defteri ile birlikte Haki Yener, Özkanlar, Araslar gibi büyük şirketlerin defterleri bendeydi. 1959 yılında Tıkıloğlu İsmail beyin kızı Nurten hanımla evlendim. İki kızım bir oğlum, dört torunum oldu.

 

 Eşi Nurten hanımla 1959

            Nasıl ‘Hamamcı Tahsin’ oldum?

            Defterlerini tuttuğum Şükrü Furtun’un Yalı Hamamı ortakları arasında sorun çıktı. ‘Hamamı devretmeye adam bul bize’ dediler. Hamamdaki keseci olarak çalışan Boztepeli İsmail Sönmez, Sürmeneli Yusuf Türkyılmaz bana; ‘Tahsin gel imkânın varsa sen devir al biz sana zarar ettirmeyiz iyi para kazanırsın’ Dediler. Aldım, bir müddet çalıştırdım. Kazanıyordu hamam, zarar etmiyordu.

            Sonra Bacınoğlu iki kardeş Murat ve Nihat’a bir arsa ve bir miktar para karşılığı devir ettim. Aramızda kırgınlık oldu. Onlara inat Saray Hamamı’na talip oldum. İş Bankası’nda veznedar Ziya Duru’nun babası Mustafa Duru hamamı çalıştırıyordu yanına gittim; ‘Mustafa Amca bu hamamı bana devreder misin?’ Dedim. Üç bin liraya anlaştık. Hamamı devir alınca Yalı Hamamı personeli benim yanıma geldi. Hamamı çalıştırmak için Babam Süleyman ve Annem Saniye hanıma görev verdim. Uzun yıllar örnek hamamcılık yaptık.

            Selime hala ile hamamda şifa

            Sıcak hamamda ‘Selime Hala’ lakabı ile ablamız isim yaptı. Kırık çıkığı ve çocuğu olmayan kadınlara tedavi uygulayıp faydalı da olmaya başlamıştı. Hamamın kadınlar için çalıştığı günlerde eşim ile annem gelin kaynana beraber çalışıyorlardı. Aile boyu çalışıyorduk. Adım Hamamcı Tahsin’e o zaman çıktı.   Külhanı yeniledim. Külhan; Hamamı ısıtan geniş ocaktır. Kadınları keselemesi için yeni natırlarla anlaştım. Yalı Hamamı’ndan gelen tellaklar zaten Ordu’nun tanıdığı isimlerdi, yeni takunya ve peştamallar alıp hamamı a’dan z’ye yeniledim.

            3 lira ücret, 30 lira bahşiş

            Eskiden hamam gelenek gibi bir şeydi. Düzenli olarak haftada bir, ayda bir hamama, iki ayda bir, arife günleri hamama gelmeyi alışkanlık haline getiren aileler vardı. Kadınlar ayrı erkekler ayrı mutlaka düzenli gelinen bir yerdi hamam.

            Yeri gelmişken rahmetle bir kez daha anmak isterim Her müşterim benim için özeldi ama Av. Orhan Eroğlu hamama geldiği zaman bütün çalışanların yüzü gülerdi. Üç lira kese parasını bana verdikten sonra 30 lira bahşiş verirdi çalışanlara. Meydancının günlüğü 2,5 liraydı, ona göre hesapla.

            Ordu’nun eski bütün tanınmış isimleri müşterimdi. Hepsinin huyunu, nelerden hoşlandığını, kimlerle kavgalı kimlerle arkadaş olduklarını hep bilirdim. Hamam öncesi ve sonrası kimi gazoz, kimi maden suyu kimi, çay içmeyi severdi. Futbolcular antrenman ve maç sonrası toplu olarak hamama gelirlerdi.           Hamamcılık sabah ezanı ile açılan, parası peşin olan, gideri su ve odun olan(günde 500 kilo odun) geçmişin hizmet sektöründe, hem paralı hem de kazançlı bir işti. Severek yaptım çok güzel anılarım iyi dostluklarım oldu.

 

            Ordu Saray Hamamı: Ortada büyük ve etrafında üç büyük kubbeden oluşan taştan yapılmış tarihi bir yapıdır. Üç tane halvet hücresi ve üstlerinde kubbesi vardır. Külhan; denilen hamamın ısınması sağlanan ocak halvetin altında bulunur. Natır; kadın müşteriyi yıkayan, tellak; erkek müşteriyi yıkayandır. Örtünmek için peştamal, peşkir ve havlular kullanılır. Bunlar sağlığa uygunluk için her gün düzenli kaynatılarak yıkanmak zorundadır. Ayaklarda ıslak zeminde kaymamak için takunya giyilir. Alttan ısınan mermer döşeli göbek taşı ter atmak içindir. Meydancı, soyunma odaları ile hamam arasının sorumlusudur. Yanaşma odalara hizmet eden kişidir.

            Hamamda güzel günlerim geçti. Adım Hamamcı Tahsin olarak kaldı. Sonra İstanbul’dan dönen eniştem Ali Kemal Dilekçi’ye bıraktım hamamı.

            Ordu Belediyesi günlerim

            1963 yılında ikinci kez seçilen Ordu Belediye Başkanı Fazıl Sözer’in teklifi ile Ordu Belediyesi’nin Hesap İşleri Müdürlüğünü yaptım. İki sene yaptıktan sonra, bir şekilde canım sıkıldı ve tekrar muhasebeciliğe döndüm.

 

            Hamamcı Tahsin mutlu aile tablosu

            İyi bir avcı…

            Av merakım vazgeçemediklerim arasındaydı. Av o yıllarda boldu. Köpeğin de, tüfeğin de iyisini taşırdım. 1960 sonrası. Fırıncı Mecit, Terzi Emrullah, Albay Yunus Özyurt, Niksarlı Hamdi Çelebioğlu, Lütfü Erdoğan, Nato Ekrem, Kasım Kaya, Recep Alptekin ile birlikte Dursun Uzman’ın başkanlığında avcılar derneğini oluşturduk. Avcı arkadaşlarımızla av sezonunda düzenli hafta sonu avlanmaya gider avımızı yaptıktan sonra avlarımızla soframızı kurar muhabbetimizi yapardık. Her şey güzeldi, eskiden avcı bayramımız vardı. Cumhuriyet Bayramı’nda bütün esnaflara, derneklere görev verilirdi, tüm şehir bayramı coşkuyla kutlardı.

Cumhuriyet Bayramı Etkinliklerinde Tüfekçi Cemil Usta köpeğine al gel yaptırırken.

    

Tüfekçi Cemil Usta ve Hamamcı Tahsin

            Muhasebeden lokantacılığa

            1962 Yılında Av arkadaşım Dişçi Muzaffer Altınel. Beni Musiki Derneği’ne üye yaptı ve muhasebesini tutmamı istedi. Derneğin de faal üyesi oldum. Fotoğrafçı Kemal Aksoy(Tambur), Vergi Dairesinden Lütfü Karaosmanoğlu(Ud), Çalıyordu. Muhasebe büromda defter tutmaya devam ederken 1979 yılında çok yakın bir akrabama kefil oldum. O da ismi bende saklı senedini ödemeyip borcuna karşı çıkınca bütün borç benim üstüme kaldı. Mecburen para eden hemen her şeyimi satıp borcu kapattım. Muhasebe Büromu da mesleği yanımda öğrenen Sinan Güvenç’e devir ettim.

            1980 yılında muhasebesini tuttuğum iyi ilişkilerle dost olduğum, Rizeliler; ‘Tahsin abi biz Paşaoğlu lokantasını işletmeye aldık. Efirli’de bulunan tesisi sana bırakalım bir yıllık kirasını da verdik‘, Dediler. Hiç aklımda yokken Efirli’de içkili bir lokantada açmış oldum. Yaptığım her işi iyi yapmak isterim, kısa zamanda o mekânı da canlandırdım.

            Kasaplık ile veda

            Bir sene sonra mekânı bana devreden Rizeliler; ‘Biz Paşaoğlu’nda başarılı olamadık sen burayı al biz oraya geri geleceğiz’ dediler. Tamam dedim, Paşaoğlu’nu çalıştırdım iki sene de. İki sene sonra mal sahibi Ergör ile görüştüm; ‘Biz burayı büyütüp benzinlik yapmayı düşünüyoruz’ deyince bana yol göründü. Sonra Tepealtı’ndaki mülkiyeti Kâşif Enginyurt’a ait olan iş yerini devir aldım. Orada yenilikler yaptım. Kısa zamanda sahilin en iyi iş yapan yeri oldu. İşletme içkili olduğu için zamanın valisi ile takıştık. Lokanta olarak orayı da başkasına devir ettim. Sonra Efendioğlu ismiyle kendi kasap dükkânımı açtım. Zamanla et ızgara ve köfte işleyen bir lokanta haline çevirdim. Oğluma bırakıp 1997 yılında eşimle birlikte hacca gittim. 2005 yılında eşimi daha sonrada oğlumu genç yaşta kaybettim.”

            Hamamın faydaları

            Mahzunlaşan Tahsin abiye Saray hamamına elli metre mesafede büyüyen, kubbelerin üzerinden merak edip içeriye bakma cesareti gösteren biri olarak, hamamın faydaları nelerdir, Dedim.

            “Hamamın içindeki sıcak hava ve buhar gözenekleri açarak kirlerin yumuşamasını sağlar, kese ile temizlenince ciltteki ölü deriler temizlenmiş olur. Botoks etkisi yapar. Hamam stresi atar, beyni sıfırlamak, yorgunluğu atmak için birebirdir. Böbrek taşları için, idrar yolları rahatsızlığı için, kadın hastalıkları için, alerjik rahatsızlıklar için, toksinleri atıp kilo vermek için çok iyidir. Kalp hastalarına tavsiye etmem” Dedi.

            Hamamcı Tahsin abiye teşekkür edip acil şifalar dileyip vedalaştım.

            Tahsin Efendioğlu şimdi, Cumhuriyet Mahallesi’ndeki evinde telefonu elinde, uzak yakın dost görüşmeleri yaparak, bakıcısı ile birlikte kızlarının denetiminde lenf ödem rahatsızlığı ile eve bağlı anılarıyla yaşıyor. Sağlıklı uzun ömürler diliyoruz.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)