​Seçim bitti, geçim derdi başladı
Coşkun Özbucak

​Seçim bitti, geçim derdi başladı

Bu içerik 146 kez okundu.
Reklam

 

         Anketler, değerlendirmeler, tartışmalar; sandık güvenliği derken seçimler bitti. Seçim öncesi baskılanan kriz belirtileri ortaya çıkmaya başladı. TL’deki anormal değer kaybının yansıması seçim sonrasına bırakılmıştı. Gün geldi çattı.

         “Seçimi kim kazanırsa kazansın kucağında kriz bombasını bulacak” denilmişti. 16 yıldır uygulanan ekonomik politika ve uluslararası ilişkiler gereği bugünü yaşıyoruz.

         Enflasyon yüzde 15 üzeri. Memurun, emeklinin maaş artışı yüzde 8-9 oranında. Tekrl ürünlerindeki ÖTV artışıyla başlayan zam, yaşamın her alanında görülecek. İşçiye,  memura, emekliye yapılan artış, ele geçmeden eridi. Bundan sonraki zamlar da hediyesi olacak. Yani ücretler fiili olarak gerileyecek.

         Artık geçim derdi öncelik olacak. Aynı gemide olmadığımız halde, aynı gemide olduğumuzu iddia edenler nedense pay eşitliği yapmıyor. Kapitalizmin kuralı değişmez biçimde devam ediyor. Yük işçiye, üretici köylüye, memura, emekliye… yükleniyor.

         Şirketlerin kârları gazete, televizyonda övünülerek yer alıyor. Ekonomik olarak her gün daha iyiye gidiyormuşuz. Evet, kapitalizm kuralları gereği kriz de olsa sermaye sahipleri zenginliklerinden bir şey kaybetmiyor. Sıkıntıyı gidermenin tek yolu, ücretleri düşürmek ya da işçi atmak oluyor. Kârdan azaltmak islerine gelmiyor. Kriz zamanlarında da kaybeden hep ‘halk’ oluyor.

         Gelire göre vergi yerine dolaylı vergi öne çıkarılıyor. ÖTV gibi dolaylı vergiler ücretli çalışanları vuruyor. Dolaylı vergi zammı yanında TL’nin değer kaybetmesinden kaynaklanan zamlar da yolda. Enflasyon nedeniyle işçiye, memura, emekliye yapılan zamlar eridi, yeni zamlarla yoksullaşma oranı daha da artacak.

         Doğalgaz, elektrik, su, ulaşım; gıda, ev araç gereçleri.. el yakacak. Zamlarla yerli ve yabancı sermaye kârlarını artırırken halkın geçim derdi büyüyecek.

         Yaşanan ekonomik krizin sonuçlarının halk aleyhine olması bir zorunluluk değil, siyasi bir tercihtir. İşsizlik, düşük ücret tercih değilse önlemi de kolay. Bankalar, şirketler kazandıklarını, büyüdüklerini reklamların en ‘iyisiyle’ anlatıyorlar. Siyasi iktidar,  yerli ve yabancı sermayeye kolaylıklar sağladıkça sağlıyor. Bu kazanılanlar adaletli bölüşülürse ve özellikle işçi ve emekçileri koruyan yasalar çıkarılırsa krizden etkilenme an az biçimde hisssedilir.

         Enflasyonda işçinin ve emekçinin; emeklinin, işsizin en küçük bir sorumluluğu yok. Ekonominin kaptanlığını yapanlar (hem siyasi hem de sermaye grupları) hiçbir sorumlukları yokmuş gibi tüm yük halkın sırtın yıkılıyor.

         Yakın zamanda geçim derdinin herkesi etkileyeceği görülecek. Ya ‘kader’ deyip boyun eğilecek ya da ‘kader’ tersyüz edilecek.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)