Emperyalizme karşı olmak
Coşkun Özbucak

Emperyalizme karşı olmak

Bu içerik 190 kez okundu.
Reklam

 

 

            Yerli Malı Haftası etkinliği yapsak, masa ‘yabancı ürünlerle’ dolar. Ama adı Yerli Malı Haftası olur. Şimdi de sözde emperyalizme karşı olma modası başladı.

            Türkiye’de emperyalizm denildiğinde ilk akla gelen ABD ve İsrail oluyor. AB, Rusya, Çin… işimize geldiğinde sıraya giriyorlar.  ABD ve İsrail’e karşı ‘milliyetçi’ çıkışlar emperyalizm karşıtlığı olarak pazarlanmaya çalışılıyor. Oysa işin aslı öyle değil. Emperyalizme karşı olmak, ayrım yapmadan tüm emperyalist devletlere tavır geliştirmekle olur. Bir emperyaliste kızıp diğeriyle işbirliği yapmak; olmadı bir başkasına yaklaşmak göz boyamaktan başka işe yaramaz, yaramıyor da.

            Emperyalizmin özelliği ve ona karşı mücadele konusunda çarpıtmalar devam ediyor. “Bugün Türkiye'ye tehdit ABD ve İsrail'den geliyor. Ona karşı en geniş cepheyi kurmak lazım. Tayyip Erdoğan da bunun içindedir. Amerika ve İsrail tehdidine karşı Tayyip Erdoğan'la da birleşilebilir.” demiş ‘meşhur’ Doğu Perinçek. Bu söze ne demeli bilmiyorum. Emperyalizme karşı olanları belirleme biçimi yanında emperyalizmi sınıflandırma hatasına düşenler böyle diyebilir ancak. Perinçek ‘Üç Dünya Teorisi’ne bağlılığını sürdürüyor. Üç Dünya Teorisine göre, birinci dünya ABD-Rusya emperyalizmi; ikinci dünya AB emperyalizmi; üçüncü dünya da geri kalmış ülkeler. Şimdi Rusya başka yerde duruyor Perinçek’e göre. Birinci dünyaya karşı ikinci dünya ile işbirliği yapılabilir diyorlardı. Aynı anlayış devam ediyor. Bir emperyalist güce karşı başka bir emperyalist gücün kolları altında olmaya devam ediliyor.

            Kim emperyalizme karşıyım diyorsa yapması gerekenler bellidir. Sözden çok pratik adımlar önemli. Emperyalistler ilişkilerini kendi çıkarlarına göre planlar. Bizim çıkarımıza gibi gözüken bir adım atıyorsa bilinmeli ki, bu bir Truva Atı yemidir. Emperyalistler kimseye ‘babasının hayrına’ iyilik yapmaz. Kaz gelecek yerden tavuğu esirgemezler. Başka tavır varlığına aykırıdır. Ortadoğu’da yaşananlar da emperyalizmin taktiklerini net olarak görmemize neden oldu.

             Emperyalizme karşı olmak, bağımsız politika geliştirmeyi gerektirir. Hele ekonomik ilişkiler bakımından tam bağımsızlık olmazsa olmazdır. Kızıyoruz, bağırıyoruz emperyalistlere ama tüm ekonomik, siyasi ilişkiler katlanarak sürdürülüyor.

            Tarım tamamen dışa bağımlı hale gelmiş. Samanı bile dışarıdan alıyoruz. Sanayi, emperyalist tekellerin temsilciliği boyutunda. Uluslararası sözleşmelerimiz neredeyse tek taraflı olarak belirlenmiş. Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, İMF vb. örgütler aracılığıyla emperyalistler her yerde egemenliklerini kuruyor, ekonomiyi dizayn ediyorlar. Bu gerçekler karşısında yalnızca kızıp, bağırıp çağırmayı emperyalizme karşı olmakmış gibi yansıtmaya çalışıyorlar.

            Emperyalizme ‘sözde’ karşı olduklarını söyleyenleri eleştiren bir alıntıyı da aktarmakta yarar var. “Yerli ve yabancı sermaye ortaklı otomotiv fabrikalarında çalışan ama grevleri ‘milli güvenlik gerekçesi’ ile yasaklanan işçiler, nasıl oluyor da ülkenin bağımsızlığını, ulusal çıkarlarını tehdit eden bir unsur olarak görülebiliyorlar?” (Ercüment Akdeniz)

            Bu kadar soyut yazmayı somutlaştırmakta yarar var. Fındık en iyi bildiğimiz. Fındık politikasında emperyalist politikaların egemen olmasını istemiyorsak yabancı tarım tekellerinin fındık politikalarını belirlemesine izin vermeyiz. Hem emperyalizme karşı olacaksın hem de yabancı tarım tekellerinin ve işbirlikçilerinin istediği gibi at oynatmasına seyirci olacaksın; böyle olmuyor. Emperyalizme karşı olmanın en önemli göstergesi, üretici lehine tarım politikalarının geliştirilmesidir. Başkası yalan dolanla gerçekleri gizlemektir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)