Fasulyeden Bir Yazı
Ufuk Ersoy

Fasulyeden Bir Yazı

Bu içerik 291 kez okundu.
Reklam

 

Beni çok seviyorlarmış, beni çok düşünüyor, çok değer veriyorlarmış, öyle söylüyorlar hep bir ağızdan. Yazdıklarına dikkat et, zülf-i yare dokunma, başını belaya sokma, düşman kazanma, düşmansan dahi dostmuş gibi görün, politik davran, rengini belli etme, havadan sudan hatta fasulyeden yazılar yaz. Hele seçimi bir atlatalım, ondan sonra duruma bakar, daha ciddi şeyler yazarsın diyor/diyorlar. Bak memlekete, herkes duruma göre pozisyon almış diyorlar, sen de akıllı ol, Donkişotluk yapma diyor bu işlere aklı eren tecrübeli büyüklerim.

Kimbilir belki de haklılar. Böyle gidiyor bu memlekette işler belki de. Madem öyle alın size fasulyeden bir yazı. Protein ve anorganik tuzlar açısından çok zengin olan kuru fasulye, kalp krizini önlemekle birlikte kemik yapısının güçlenmesine de yardımcı oluyor. Doyuruculuğu, bol enerji vermesi ve tabii ki ekonomik olması nedeniyle en çok tercih edilen gıdalar arasında başı çeken kuru fasulye aynı zamanda tam bir protein deposu. Kemik yapısını güçlendirir. Karaciğer yetmezliği, böbrek taşları, kalp çarpıntı ve idrar tutukluğuna kadar birçok rahatsızlığın ilacıdır. İçerisindeki lif nedeniyle kötü kolesterolü düşürür.  Bağırsakları çalıştırır. Kabızlığı ve şişkinlik hissini giderir. Kalp krizini önler. Kalp ve damar tıkanıklığına karşı koruyucudur. Bu sebeple kalp hastaları tüketebilirler. Ayrıca lifli bir gıda olduğu için de kalp krizini de önler. Hipertansiyona karşı koruyucudur. Yüksek olan tansiyonu düşürmekte oldukça etkilidir. Gelişim çağındaki çocuklara faydalıdır.

Geçtiğimiz yıl Mart ayında enflasyonun çift haneli rakamlara tırmanmasıyla hükümet çareyi enflasyonun baş sorumlusu olarak gördüğü kuru fasulyede gümrük vergisini sıfırlamakta buldu. O günden sonra Türk mutfağının vazgeçilmezi olan kuru fasulyeyi, dünyanı en büyük üreticileri olan farklı topraklarda yetişen ülkelerden ithal edilen ürünlerle pişiriyoruz.

Oysa Türkiye'nin kuru fasulye ekim alanları 2002 yılında 180 bin hektar iken, 2016 yılında 90 bin hektara gerilemiş durumda maalesef.  “Kuru fasulyede 1973'teki 400 tonluk ve 1977'deki 545 tonluk ithalatımızı göz ardı edersek ilk ciddi ithalat 1987 yılında 10 bin ton ile başladı. 2016 yılı ithalatımız ise 34 bin ton oldu. İthalata yılda yaklaşık 40 milyon dolar ödüyoruz.

 

Aslında kuru fasulye sıcak iklim bitkisi. Ana vatanı Orta Amerika. Trakya'nın ve Karadeniz'in kıyı şeritleri, Güneydoğu Anadolu Bölgemizin güney kesimi ile Ağrı ili dışında sulama olanağı bulunan Anadolu'nun her yeri kuru fasulye tarımına elverişli. Yani istesek, çiftçiyi gerektiği kadar desteklesek memleketin depoları ağzına kadar kuru fasulyeyle dolu olup, ihracat bile yapabiliriz. Çünkü fasulyeyi üretecek şartlara sahibiz.

***

Bu oğlum Ufuk Efe’nin ürettiği fasulyeler. Kendisi Durugöl İlköğretim Okulu birinci sınıfta. Daha 8 yaşında. İmkân sağlanırsa neler yapabileceğini gösterdi. Çoğumuz yapmıştır belki de. Küçük bir kutu. Alt ve üstüne koymak için nemlendirilmiş pamuk ve birkaç tane fasulye tohumu. Aradan geçen günlerin ardından fasulye yetiştirdi oğlum. Verdiğimiz destek ise sadece “sen yaparsın, başarırsın” oldu.

 

Sonuç: Bu memlekette 8 yaşındaki oğlum, böylesi bir ortamda kuru fasulye üretebiliyorsa, bir zamanlar tarımda kendi kendisine yeten ülkemizde nasıl olurda fasulye ithal eder olduk. Kim/kimler bizi bu hale düşürdü. Çiftçi nasıl bu hale geldi. Tarımda ne hale geldik. Neredeyse yediğimiz her şey ithal.

 

Sorunun yanıtı belli aslında. Memleket gündeminde uzun zamandan beri, fasulyeden konularla uğraşa, uğraşa, ciddi konulara fırsat bulamadık. Ve halen uğraşmaya, zihnimizi meşgul etmeye devam ediyoruz. Lakin fasulyenin yan etkileri karnımızı ağrıtmaya devam edecek, şişirip gaz yapacak gibi…

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)