Taşbaşı Kültür Merkezi
Ufuk Ersoy

Taşbaşı Kültür Merkezi

Bu içerik 385 kez okundu.
Reklam

 

 

Antalya’dan geldi misafirim. Günlerden Pazar. Hava güneşli. Önce Boztepe’ye çıktık teleferikle. Ardından Menekşe Sokakta aldık soluğu. Menekşe Sokakta bir gariplik var. Daha içeri adımını atar atmaz karşılıyor sizi. Biraz daha içeri doğru sokulduğunuzda, bir pejmürdelik hissediyorsunuz.

 

Sokağın evleri arasında bulunan duvarlar çeşitli renklerde alabildiğine acımasızlıkla kirletilmiş. Tuvaletin içine, kapısına yazı yazan zihniyetin devamı abuk sabuk, estetikten yoksun bir vaziyette yazdıkları isim ve sloganlarla duvarları kirletmişler.

 

Görmezden gelmeye çalışıyorsunuz ama gözünüzün içine giren kirliliğe engel olamıyorsunuz.

 

Ve Taşbaşı Kültür Merkezi (Eski Cezaevi-Kilise). Hiç olmazsa misafirim o muhteşem yapıyı görsün, tarihe nasıl sahip çıkıldığını anlasın biraz.

 

Lakin daha kapıya gelir gelmez ilk engelle karşılaşıyoruz. Günlerden Pazar. Herkes tatil modu içerisinde. Kültür Merkezinin görevlisi dâhil. Daha dış kapıdan itibaren zincirle kilitlenmiş, demir kapı kapalı, girmek mümkün değil.

 

Oysa o anlarda Kültür Merkezinin çevresinde, içerisinde onlarca insan bulunuyor. Merkeze girmek mümkün değil ama bahçesinde bile ziyaretçiler eksik olmuyor. Kimi zaman içeriyi görmek umuduyla, kapalı olan cam kapıya yanaşıp, bakmaya çalışan insanlar bile var. Hatta daha dikkatli bakınca, akşama düğünleri olacak bir gelin ve damatın bahçe içerisinde çeşitli mekânlarda fotoğraf çekimi yaptığını görüyorsunuz.

 

Demir kapıyı aşıp, duvardan atlayarak giriyoruz içeri. Çünkü çekimi bitiren damat ve gelinde aynı hareketi yaparak Kültür Merkezinin bahçesinden dışarı çıkmayı başardılar. Hatta gelin o kocaman, geniş eteğine rağmen, duvarın üzerindeki engelden geçerek, eskiden hapishane olarak kullanılan bu tarihi mekândan çıkmanın verdiği mutlulukla, düğün salonuna doğru yola çıktı.

 

Manzara muhteşem. Bahçeden memleket bir başka güzel görünüyor. Bizde nasibimizi aldık bu güzellikten. Bahçeden arkamıza aldığımız Ordu’nun güzel anlarını çekerek, misafirimizin Antalya’ya mutlu dönmesine katkı sağladık.

Lakin madalyonun bir başka yüzü var. Bahçe bakımsız. Oturma yerlerindeki tahta oturaklar yerlerinden kopmuş, sağa sola dağılmış. Kültür Merkezinin arka tarafında çoğu insanın üzüleceği görüntüler var. Bir zamanlar festival adına Ordu’ya gelen heykel sanatçılarının yaptığı heykellerin durumu içler acısı. Kimilerinde onarılmaz yaralar var. Duvara yazı yazan doğuştan yetenekli arkadaşlarımız, o heykellerin üzerine de bir takım yazılar yazarak zarar vermiş durumda.

 

Üzülüyor insan. O sanatçılar yaptıkları eseleriyle çocuklarını bırakıp gittiler bu kente. Lakin biz o çocukları büyütemiyor, bakamıyor, zarar veriyoruz.  

 

Günlerden Pazardı. Antalya’dan gelmişti misafirimiz. Memleketi tanıttık ona. Kafasında ne oluştu? Ne düşünüyor bu memleket hakkında bilmiyorum. Lakin Taşbaşı Kültür Merkezi’ni sessiz sedasız incelerken ağzından ara sıra tek kelime duydum sadece.

 

Yazık…

Yazık…

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)