2000 kişiye iş
Coşkun Özbucak

2000 kişiye iş

Bu içerik 78 kez okundu.
Reklam

İşsizlik oranı sürekli artıyor. Gençlerde işsizlik yüzde 26 seviyesine çıkmış. Emekli olanların iş araması da artmaya başladı. Bunları özetleyen sonuç sözcüğü ‘açlık ve yoksulluk’ olarak ortaya çıkıyor.

Ekonomideki dalgalanmalar ve kötüye gidiş ekonomiden sorumlu olanlar tarafından da kabul ediliyor ama pembe tablolar çizmekten de geri durmuyorlar. Yardımlara gereksinim duyan bir toplum haline gelindi.

Varlık Fonu’na devredilen değerlere HES’ler de eklendi. Amaç devletin ve özellikle de özel şirketlerin yurtdışından alacakları borçlara ‘güvence’ göstermek için kullanılacaklar. Bu da kredi notumuzun düştüğünü gösterir. Yani, ekonomi berbat.

Yerel gazetelerde bir haber, “2000 kişiye iş olanağı. İŞKUR aracılığıyla, kura çekerek.” Ne güzel torpil olmadan… İşsizlik o kadar artmış ki, geçici işi bile ‘müjde’ olarak duyurulabiliyor. 6-9 aylık ve asgari ücretli, ağırlıklı olarak da temizlik işlerinde çalışılacak. Müjdeler olsun iş kapısı açılıyor. Ya 6-9 ay sonra ne olacak?

İş kapısı derken kamu emekçilerinin iş güvencesi ortadan kaldırılmak isteniyor. 16 Nisan Referandumu nedeniyle yasa değişikliği ertelendi. Hele iş güvencesi olmaya taşeronların derdi başlarından aşkın. Kimsenin iş güvencesi kalmayacak. Bu da suskun toplum yaratmanın aracı olarak kullanılacak.

Son günlerde ‘destek-kredi’ açıklamaları yükseldi. Aslında bunun da krizin bir yansıması olduğunu herkes biliyor.

Ne olacak, bu olumsuzluk nasıl giderilecek? Aslında şu an uygulanan ekonomik politika terk edildiğinde çözüm başlamış demektir, demek yanlış olmaz. Krizden söz ediliyor hemen sermaye güçlerine ‘destek’ açıklamaları başlıyor. Krizi yaşayan işçi-emekçi olduğu halde ‘destek’ sermaye gruplarına yapılıyor. İşçi atlıyor ya da ücret düşüklüğü yaşanıyor. Kişi başına düşen milli gelir yükseldi, deniyor ama işçi ve emekçinin gelirinde bir değişiklik olmuyor. Sanki memleketi sermaye grupları temsil ediyor. İşsize de 6-9 aylık geçici iş, işi olanlara da düşük ücret düşüyor.

Sosyal devlet, gelire göre vergi alan ve eğitimi, sağlığı ücretsiz yaparak halkın zorunlu giderlerini karşılamasını sağlayan bir yapıdır. Bu olmuyorsa sosyal devletten, eşitlik ve adaletten söz edemeyiz.

Ekonomik krizden ve yoksulluktan kurtulmanın yolu, sermayenin değil halkın çığlığına kulak kabartmakla olur. Bu zamana kadar sermayenin ‘feryatlarına’ kulak abartıldı, krizler bitmedi. Bir de halkın feryatlarına kulak kabartısın, bakalım nasıl bir değişiklik oluyor?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)