Ne diyor, ne yapıyor?
Coşkun Özbucak

Ne diyor, ne yapıyor?

Bu içerik 72 kez okundu.
Reklam

Bizim köyün muhtarı olan Hayri, bırakın heyetine danışmayı hiçbir vatandaşın öneri ve eleştirilerini dikkate almıyordu. Köyle ilgili yapılması gerekenlerin ne olduğuna kendisi karar veriyor; nereden, nasıl çözüm bulunacaksa yine kendisi belirleyici oluyordu. Bu tek başına karar vermesini eleştirenlere de kızıyor, ortamı bulandırmakla, köyü karıştırmakla suçluyordu.
Köy halkının kendisini seçtiğini, bu nedenle de ‘karar verici’ olmasının doğru olduğunu her yerde vurguluyordu. Hatta bunun aksinin halkın iradesine karşı gelmek olduğunu anlatıp duruyordu.
Kendi doğrularıyla köyü yönetmeye devam ediyordu. Katıldığı bir muhtarlar derneği toplantısında sert konuşmalar oluyordu. Muhtarlar ikiye bölünmüştü. Bir grup, yönetimin dediklerini desteklerken, bizim Muhtar Hayri’nin de içinde olduğu diğer grup, yönetimin aldığı kararı eleştiriyordu. Muhtarlar derneğinin başkanı, kendisinin ‘seçilmiş’ olduğunu ve bu nedenle de aldığı karara uyulmasının gerekliliğini iddia ediyordu. Bizim Muhtar Hayri, yumdu gözünü, açtı ağzını, “Olmaz, başkan oldun diye senin dediklerine uymamızı istemen demokratik değil.” diyerek tepki göstermeye başlar.
Muhtarlar derneği başkanı yasalardan söz ediyor ısrarla da başkan olduğunun altını çiziyordu. ‘Gücünü’ kendisine muhalefet edenlere karşı ‘yasaklar’ uygulayarak gösteriyordu. ‘Bizim’ Muhtar Hayri, oturduğu yerde sinirle kalkıp oturuyor, homurdanıp duruyordu. Söz istiyor ama başkan vermiyordu. Hırsla ayağa kalkıp tepkisini dile getirirdi. “Sizde hak hukuk anlayışı yok mu? Ne demek ‘ben seçildim, benim dediğim olur’. Dernekte demokratik haklarımız var. Konuşur, tartışırız; ortak karar alamazsak çoğunluğun dediği olur. Siz tartışmamıza bile izin vermiyorsunuz. Bunu kabul edemeyiz.” Bizim Muhtar Hayri konuştukça, konuşur. Demokrasiden, görüş alışverişinden, hak ve hukuktan söz ediyordu.
Toplantıyı dikkatle izleyen komşu köyün muhtarı Cemal sakinliğini koruyamaz. Söz alarak başlar konuşmaya, “Sevgili komşum, seninle sınırlarımız, ortak kullanım alanlarımız için yaptığımız tartışmalar gözümün önünde. Ben, sürekli köylülerle toplanıp değerlendirelim derken; sen ne toplantısı ben muhtarım, benim dediğim olur, diyordun. Köyünde aykırı ses çıkaranı elinden gelsen köyden kovacaksın. Şimdi de gelmiş burada demokrasiden, tartışmadan, görüş alışverişi yapmanın erdeminden söz ediyorsun. İşine gelince senin dediğin demokratik oluyor, sana söz hakkı tanınmayınca kabul etmiyorsun, isyan ediyorsun. Evet, başkan doğru yapmıyor ama sen de farklı değilsin ki köy yönetiminde. Bu nasıl bir anlayış?” diyerek tepki gösterir.
Toplantı salonundan bir alkış sesi yükselir. ‘Bizim’ muhtar, bir şeyler demeye çalışır ama sesini kendisi bile duyamaz.
Söylediklerimiz önemlidir ama yaptıklarımızla uyum sağladığında. Söz ve eylem birbiriyle uyumsuz ise hemen belli olur.

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)