Okumak ve anlamak
Coşkun Özbucak

Okumak ve anlamak

Bu içerik 155 kez okundu.
Reklam

 

         Müjde, ikiye bölündük. Gözünüz aydın! Çalıştınız, çabaladınız ve insanları ikiye bölmeyi başardınız. Birbirini dinlemeyen ve anlamayan insanlar yaratıldı. Ne söylendiğini değil, kimin söylediğini öne çıkaranlar çoğaldı.

         Bunu kanıtlayan örneklerle karşılaşıldığını biliyorum ama ben yine de yeni örnekler vereceğim.

         Ordu Çevre Derneği’nin facebook sayfasında bir etkinliğin afişli duyurusu var. Etkinlik, Sinop’ta yapılmak istenen nükleer santralin etkilerinin neler olacağıyla ilgili.

         Etkinlik duyurusunun altında yorumlar var. Güler misin, ağlar mısın? Yorum yapıyorlar, soru soruyorlar ama sorunun yanıtı, eleştirdiği yazıda-afişte var. Algı, karşı çıkma ve bir şeyi körü körüne savunma olduğu için okumaya gerek görülmemiş ve eleştiri (hakaret de içeren) görüş yazılmış. Yorumlarda küfürde vardı onu sayfa yöneticisi silmiş. Diğerlerinde hakaret ve eleştiri iç içe olduğu halde silinmemiş. Eleştiri yapanlar kendi cahilliklerini belli etmiş aslında.

         Yorumlardan iki örnek vereyim:

           1- Afişte, “28 milyon metre küp Sinop Nükleer Santrali’nin 1 günde cansızlaştıracağı deniz suyu miktarı; 16 milyon metre küp tüm Türkiye’nin 1 günlük içme suyu miktarı.” yazılı.

           Yorum: “Deniz suyu içiyor musunuz?”

           Karşılaştırmayı algılama eksikliği var. Körü körüne eleştirme girişiminden dolayı düşülen durum.

           2- Afişte, Türkiye haritasında nükleer santralin yapılacağı yerler gösteriliyor ve yazıda da dünyada nükleer santrallerin azaltılmaya başlandığıyla ilgili bilgiler var.

           Yorum: “Kesinlikle yapılmalı çevreci bozuntuları en çevreci geçinen ülkelerde onlarca var. Gerekli ülkeme.”

           Oysa yazıda, Avrupa ülkeleri de dahil nükleer santrallerin azalttığının örnekleri var. Ayrıca Türkiye’de enerji açığının olmadığı, kaynakların doğru kullanılmadığıyla ilgili eleştiriler yer alıyor.

           Örnekler çoğaltılabilir ama gerek yok. İki örnekte de bilgi sahibi olmadan bilgiçlik yapmanın insanı ne durumlara düşürdüğünü görüyoruz. Eleştirdiği bir yazıyı-düşünceyi, okumadan-dinlemeden körü körüne eleştirmek-karşı çıkmak insanı gülünç durumlara düşürüyor. 

           Bu durumlara nasıl geldik? Kim sorumlu? Körü körüne karşı çıkan-eleştiren mi, yoksa insanları bu duruma düşürenler mi? Şöyle önyargısız düşünelim ve yanıtlayalım.

           Karşı mı çıkıyorsunuz? Nedenini söyleyip alternatifini de söyleyebilmelisiniz. Savunuyor musunuz? Nedenleriyle birlikte anlatabilmelisiniz.

           Yoksa başkalarının oyuncağı olursunuz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)