Fındıktaki gerçek
Coşkun Özbucak

Fındıktaki gerçek

Bu içerik 75 kez okundu.
Reklam

Her yıl özellikle mayıs ayında hızlanır fındık konusundaki tartışmalar. Dikkat edilirse ayların özelliğine göre yapılan tartışmalar hep aynı oldu. En önemlisi de konuşanların da aynı olması. Ben de hep aynı şeyleri yazıyorum bu arada belirteyim.
Dinleyen ve umut eden üreticinin ne zaman konuşacağını bilmiyoruz. Asıl olan üreticinin konuşması ama sanki konuşma hakkı yok. Üretici kendi geleceği için bir planlama içine girmiyor. İpin ucu başkasının elinde, nereye çekilirse oraya gidiyor!
Geçmişe gerek yok. Eylül ayından bu yana kimler konuşmuş bakılsa yeter. İktidar temsilcisinden odalara, ihracatçısından eski yöneticilere kadar aynı kişiler konuştukça konuştular. Sonuç, kocaman bir sıfır. Özellikle ‘yaptırım gücü’ olanların sürekli konuşma alışkanlığını da anlamış değilim.
Fındık üreticilerinin temel sorunu örgütsüzlük. Kendi çıkarı için tek vücut olamamaları. Buna neden olan etkenler az değil mutlaka. Sayarsak: İl dışında yaşayıp fındık zamanı gelmeleri; Ordu’da yaşasa da şehirde esnaf oluşları; işçi, memur olmaları. Yani hem fındık üreticisi oluyorlar ama geçimlerini başka çalışma alanlarıyla gideriyorlar. Geçimini yalnızca fındık üreticiliğiyle (tarımla) sağlayan da köyde yaşayan da oldukça az. Fındık bahçesine yapılacak hizmeti parayla yaptıran da var. Bunlar fındık üreticilerinin dağınıklığına neden oluyor.
Üreticinin bu durumunu bilenler de konuşmalarıyla gündem oluşturuyorlar, üreticilerin ana talebi laf kalabalığına boğuluyor. Bu gerçekliğe rağmen yapılması gerekenler az değil.
Üretici ya buna razı olacak ya da havayı kendi lehine değiştirecek. Kime sorsak havanın üretici lehine değişmesi gerektiğini söyler de nasıl olacağı konusunda kendini taraf görmez; başkasının bir şeyler yapmasını bekler. Böyle olursa daha çoookkk beklenir. Kimse kimsenin yarasına merhem olmaz.
Tüm işçi ve emekçiler için olmazsa olmaz kural olan bir araya gelerek örgütlenmek, fındık üreticileri içinde kaçınılmaz bir gereksinim olarak duruyor. Bunu başaramayanların kazanma şansı yok. Yıllardır somut bir gerçeklik yaşanıyor. Sözler veriliyor, sahip çıkılacağı söyleniyor; dosyalar hazırlanıp Hükümet başta olmak üzere her yere sunuluyor. Sonuçta yine üretici zarar görüyor. Demek ki yöntemde değişiklik yapmak gerekiyor.
Gün geçtikçe daha fazla eksiliği duyuluyor birlik ve beraberliğin. Bunun adına sendika mı dersiniz, dernek mi dersiniz ne derseniz deyin ama üreticinin çıkarı için bir araya gelmesine hizmet eden bir örgütlenme sağlansın. Başka yol yok.
Fındıkta çözüm var. Birinci koşul, yaptırım uygulama gücü olan örgütlülüğü sağmak. Bu sağladığında, tüm olumsuzluklar bir bir yok edilir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)