ÖĞRETMENİ DEĞERLENDİRMEK-3
Osman Kaya

ÖĞRETMENİ DEĞERLENDİRMEK-3

Bu içerik 236 kez okundu.
Reklam

 

         Daha önceki yazılarımda, eğitim bilimi/yönetimi açısından öğretmeni eğitim sisteminin tek sorumlusu olarak değerlendirmenin yanlışlığından, velinin öğretmeni değerlendirmesinin geçersizliğinden söz etmiştim.

         Şimdi de öğretmeni öğrencinin puanlamasının sakıncalarından ve eğitim bilimi açısından geçersizliğinden söz edeceğim.

         Öncelikle eğitim sistemimizde, öğretmen-öğrenci iletişiminin hangi koşullarda gerçekleştiğine bakmak gerekir. Sınav odaklı olan eğitim sistemimizde, öğretmen-öğrenci iletişimi büyük oranda dersten alınan not çerçevesinde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla da genel olarak öğrenciler için iyi not aldıkları derslerin öğretmenleri “iyi” öğretmen olarak tanımlanacaktır. Bu durumda, dersleri zayıf olan öğrenciler için bu derslerin öğretmenlerinin tümü “başarısız” öğretmen olarak görülecektir.

         Bu durum gerçekte böyle midir? Kesinlikle hayır! Böyle bir çıkmazda öğretmen, ya pes edecek, başarısız öğrencilere de iyi not vererek kendini sağlama alacak ya da ilkeli ve tutarlı öğretmenlik davranışını sürdürüp çalışanla çalışmayanı ayıracak. Böyle bir durumda da başarısız öğrenciler tarafından “başarısız” öğretmen olarak puanlanacak.

         Öğretmen, mesleki onuru, ilkeleri ve idealistliği ile öğrencinin vereceği puan arasında sıkışıp kalacaktır. Öğrenciyle yaşanan sorunların arasına bir de bu konu girecektir. Moral ve motivasyonu artmak yerine tam tersine azalacaktır. Öğretmen tüm özgünlüğünü kaybedecektir.

         Diğer bir sorun, henüz çocuk olarak kabul edilen öğrencilerin bir öğretmenin tüm geleceğini etkileyecek böyle ciddi bir konuda ne kadar yeterli ve tarafsız olabileceğidir. Hadi bazı öğrencilerin tarafsız olabileceğini kabul etsek bile uzmanlık gerektiren bir alanda(öğretmeni ölçme-değerlendirme) puanlama yapmasını istemek eğitim bilimi gerçeklerine de uygun değildir.

         Bunların yanında, yurdumuzda anaokulu, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim olmak üzere dört eğitim kademesi bulunmaktadır. Yine özellikle lise düzeyinde pek çok okul türü vardır. Çok iyi koşullara sahip okullarımız varken çok zor koşullarda eğitim veren okullarımızın olduğu da bir gerçektir. Bu çeşitlilik içinde ve eşit olmayan koşullarda değerlendirilen öğretmenlerin puanlaması da eşit olmayacaktır.

         Sonuçta, tüm öğrencilerde olmasa bile büyük bir çoğunlukta “Nasılsa, öğretmen bize puan verecekse biz de ona puan vereceğiz, çalışmadan da sınıf geçebiliriz.” düşüncesi oluşacaktır. Bu düşünce öğrenciye de öğretmene de eğitim sistemimize de onarılması güç zararlar verir. Okullarımızda ders başarısının düşmesinin yanı sıra zaten sorunlu olan öğrenci disiplininin daha da bozulmasına yol açar.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)