Göç ve işsizlik
Coşkun Özbucak

Göç ve işsizlik

Bu içerik 73 kez okundu.
Reklam

Tarık Dursun K.’nın “Biz İnsanız” öyküsünde el emeği ile ayakkabı yapanların makinelere yenilmeleri, Yılmaz Güney’in “Endişe” filminde de tarımda makineleşme ile yaşanan değişim konu ediliyor. Her ikisinde de kapitalizmin gelişim sürecinde insanların mağduriyetleri işlenmiş.
Edebiyat, insanların yaşamlarından esinlenerek oluşuyor. Yazar, senarist, ressam, tiyatro yazarı, şair ürününü ortaya koyarken yaşamdan yararlanıp ufku geniş olması nedeniyle de yaşanabilecekleri öngörebiliyorlar. ‘Biz İnsanız’ öyküsü ile ‘Endişe’ filmi de böyle.
Bugün köyden kente göç edilmesinin nedenlerinden biri de kapitalizmin (uluslararası sermayenin, kuruluşların ve hükümet programları ile) gelişim sürecidir. Nasıl ki, el emeği ile imalat yapanları makineler yok ettiyse, tarımda makineleşme ve tarıma destek politikalarının bitirilmesi göçlere neden oldu. Göçer de işsizliğe…
Bir zamanlar süpermarketler çoğaldı bakkalları bitirdi. ‘Bakkallar süpermarketlere karşı’ sözü vardı. Şimdi bakıyoruz, terzilik bitti, konfeksiyon atölyeleri merdiven altına kadar yaygınlaştı. El emeği ayakkabıcılık bitti, ayakkabı fabrikaları her tarafı sardı. Bu tür yok oluşlara sayısız örnek verebiliriz. Bunlar kapitalizmin gelişim kuralları. Kapitalizmde kaçınılmaz sonuçlardır.
Bu kaçınılmaz sonuçlara karşın yapılacaklar yok mu? Yapılacak, yapılabilecek o kadar çok sosyal projeler var ki, önemli olan niyettir. Köyden kente göçü durdurmak için yapılması gereken ilk iş, okulları ve sağlık ocaklarını yeniden açmaktır. Diğer en önemlisi de tarımda ürüne destektir. Üreticiyi koruyan ve köyde kalmasını sağlayan olanaklar yaratmaktır. Okulu olmayan köyde çocuğunu okutmak isteyen ailenin şehre inmesinden başka seçeneği var mı? Ailenin çocuğunu bırakabileceği, gözü arkada kalmayacak bir yurt var mı?
Nedenler çoğaltılabilir. Makinelerin gelişmesi önünde duramayacağız. El emeği makinelere yenilecek, bu kesin. Ancak işsizliği büyüten köydeki ve şehirdeki gelişmelere karşı alınması gereken önlem de var. Uluslararası ve yerli sermayenin amacı para üzerine para kazanmaktır. Bu nedenle göç ve işsizlik sermayenin elini güçlendiriyor.
İşsizlik almış başını gidiyor. Önlem almanın politikası yapılmıyor. Yalnızca ‘geçici işlerle’ oyalanıyor işsizler. Kapitalizmin bu vahşiliği karşısında iş günü saatinin düşürülmesi neden düşünülmüyor. Sekiz saatlik iş günü (10-12 saat çalışanlar da çok) altı saate düşürülse fabrikalarda üç vardiya yerine dört vardiya çalışılır, işsizlik de azalır. Ama o zaman yerli ve yabancı sermaye kârından zarar eder, olmaz!
Göç ve işsizlik, kapitalizmin ürünüdür. Kapitalizmle hesaplaşmadan işsizlik yok edilemez.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)