Kaç kuruluşa üyesiniz?
Coşkun Özbucak

Kaç kuruluşa üyesiniz?

Bu içerik 221 kez okundu.
Reklam

 

 

            Alışkanlıklarımız var değiştiremediğimiz ya da değiştirmek istemediğimiz. Değişiklik istemek, olacak değişikliğe hazırlıklı olmak cesaret ister. Bu cesaretten yoksunsak adım atmaktan korkarız. Bunu güncel olarak yaşıyoruz.

            Sokakta, çay ocaklarında, markette, ev gezmelerinde vb. söyleşiler ister istemez yaşanan sorunlara geliyor. Konuşmalarda ‘büyük büyük’ tahliller yapılır, çözüm yolları da gösterilir. Sendikaların, derneklerin, partilerin hiçbir şey yapmadığı; gazetelerin, televizyonların gerçekleri yazmadıkları, haber yapmadıkları söylenir. Kendisinden başka herkes suçludur. Sütte leke var, kendisinde yok.

            Bir başka kesim de var ki, ayrı bir şenlik! Olumsuzluk karşısında kolayı bulur: Tek çözüm buralardan gitmektir. Kendisine ‘kurtarılmış bölge’ arar, durur. Oysa bilmez ki, ‘kurtarılmış bölgenin’ kurtulması için ne emekler harcanmıştır. Kolayını bulur böyleleri. Emek harcamadan ‘kurtarılmış bölgenin’ olanaklarından yararlanmaya koşar. Oysa bulunduğu yeri ‘kurtarılmış bölge’ yapmak için parmağını bile oynatsa yeter. Ama çok bilir; herkesin sessiz kaldığını, teslim olduğunu anlatır, durur. Kendisinin sessizliğini, teslim oluşunu sorgulamaz.

            Dedim ya sendikaları, dernekleri, partileri ‘yetersizlikle’ suçlayanlar var ya, hiçbir yere üye değildir. Halk arasında söylenir, ‘Kanarya derneklerini’ söylemiyorum. Neden üye olmadığı sorulduğunda ‘beğenmediğini’ söyler. Kendi beğendiğin kur, dense de yanıt hazırdır. “Bu halk için hiç gerek yok. Bu halktan ‘adam’ olmaz.” diyerek savunur kendini. Kendisinden ‘adam’ olmayacağı gerçeğini bilir de söylemeye dili varmaz. Çünkü korkaktır.

            Bir derneğe, sendikaya, partiye üye olmak, yaşamın bir gereğidir. Toplumsal varlık olan insan ancak bir araya gelerek, dayanışarak geleceğine sahip çıkabilir.

            Özellikle ’dernek’ adını alan örgütlenmeler çok. Sözünü ettiğim, ekonomik, demokratik, sosyal yaşama yönelik projesinin olduğu, üyelerinin aidatlarına güvenen dernekleri belirtiyorum. Üye sayıları o kadar az ki, kendi varlığını sürdürmesi bile başarı sayılır.  Sendikalar, partiler çeşit çeşit; herkese uygun bir sendika, bir parti var.

            İşçilerin sendikaya üye olabilmesi (Anayasal hak ama) deveye hendek atlatmak kadar zor. Memur sendikalarına ise üye olmak çok kolay. Tercihe müdahale var ama isteyen istediği sendikaya üye olabilir. Makam, mevki hayali yoksa! Köylülerin de sendikası kuruldu. Yani ekonomik, demokratik, sosyal yaşamımızın iyileşmesi için her bireyin taraf olması, mücadele etmesi gerekiyor. Olumsuzluğu yok etmenin, mutlu olmanın birinci adımı boş boş konuşup gevezelik etmek değil, ekonomik, demokratik ve sosyal yaşama sahip çıkan dernek ve sendikalara üye olmaktır.

            Yadırgadığım bir gerçeklikte şu: Parti üyelerinin, hatta yönetimde yer almış kişilerin derneklere, sendikalara üye olmamaları, üye olmayı düşünememeleri. (Tanıdığım kimileri var ki 3-4 derneğe üye) Oysa dernekler, sendikalar partilerin kılcal damarlarıdır.

            Kısacası, siz kaç kuruluşa üyesiniz? Üyelik görevlerinizi yerine getiriyor musunuz? Yoksa birilerinin sizi kurtarmasını mı bekliyorsunuz?  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)