​Her koyun kendi bacağından mı asılır?
Coşkun Özbucak

​Her koyun kendi bacağından mı asılır?

Bu içerik 228 kez okundu.
Reklam

 

         “Her koyun kendi bacağından asılır” denir. Her asılan koyunun yeni asılacakların olacağının da habercisi olduğunu bilmek gerekir. Yaşamımızdaki zorluklara, olumsuzluklara baktığımızda kendimizi ‘yakından’ ilgilendirip ilgilendirmediğine bakıyoruz. Bugün ilgilendirmeyen bir sorunun yarın kapımızı çalacağını bilmeliyiz.

         Bu zamana kadar ‘kapımızı çalmaz’ sandığımız tehlikeler o kadar çoğaldı ki, her akşam kapımız tekmelenerek çalınıyor sanki. Komşumuzun başına gelen bizden uzak kalacakmış sanıyoruz ama iki gün sonra bizim de başımıza geliyor. Komşumuzu nasıl yalnız bıraktıksa başkaları da bizi öyle yalnız bırakıyor. Bu şekilde devam ediyor yanılgımız.

         Metal işçisi sokağa çıkıyor, diğer işçiler (sendikalar) seyrediyor. Tütün üreticileri sokağa çıkıyor,  diğer üretici köylü seyrediyor. Domatesleri, sağanları karayoluna döküyor üreticiler ama üzüm üreticileri seyrediyor. Arkasından üzüm üreticileri sokağa çıkıyor fındık üreticileri seyrediyor. Fındık üreticileri sokağa çıkıyor, şeker pancarı üreticileri seyrediyor. Şimdi de şeker pancarı üreticileri yoksullaşacakları, köylerini terk etmek zorunda kalacakları; işçiler de işsiz kalacakları için ayakta, hepimiz seyrediyoruz. Her koyun kendi bacağından asılıyor ya…

         Her kesimin kendine göre özellikleri var mutlaka ama birbirine bağlılar. Hepsi birbirinin olumlu ya da olumsuz durumundan etkileniyor. O zaman her hangi bir sorunu duyduğumuzda bütünlüğüyle değerlendirmek zorundayız. Seyrederek değil, “Her sorun beni etkiler o nedenle susmamalıyım.” diyerek seyirci olma geleneği terk etmeliyiz. Böyle yaparsak başarılı oluruz.

         Tekel satılırken seyrettik üretici köylü olarak. Tütüne kota koyulurken fındık üreticisi olarak bizi etkilemiyor, dedik. Buğdayı, samanı; kuru fasulyeyi, mercimeği dışarıdan alırken bunları üreten köylünün yoksullaşmasına, köyünden göç etmesine seyirci olduk üretici köylüler olarak. TMO, piyasaya fındık satacağını açıkladığında diğer üretici köylüler kendilerini ilgilendirmediğini düşünerek sustular. Yani her koyun kendi bacağından asılacak ya…

         Tarım politikası bir bütündür. Uluslararası tarım tekelleri darbesini her kesime birden vurmuyor. Tarım alanında planlamasını yapıyor ve zayıfından başlayarak parça parça yem ediyor ürünleri ve üretici köylüleri kendisine. Siyasi iktidarın da yasal düzenlemeleri yapmasını planının bir parçası yapıyor.

         Tüm eksikler, yanlışlıklar birer deneyim olarak değerlendirilmeli ve şeker fabrikalarının satışına fındık üreticileri olarak da karşı çıkmak zorundayız. Yarın ‘sözleşmeli tarım’ kapımıza geldiğinde şaşırmayalım.

         Şekerin tadını bozdular. Şekerde nişastalı dönem başlayacak.  Hayvancılığı etkileyecek. Samanı dışarıda almamız yetmeyecek, küspe de dışarıdan getirilmek zorunda kalınacak.

         Tarım uluslararası tarım tekellerine teslim etmeye devam ediliyor. Tarımı üretici köylüler değil, şirketler yapacak, üreticiler de kendi tarlalarında-bahçelerinde şirketin işçisi olacak. Süreç hızla bu yolda ilerliyor.

         Üretici köylüler bu sürece seyirci mi olunacaklar yoksa Tüm Köy Sen’de birleşerek emeklerine, ürünlerine, geleceklerine sahip çıkararak olumsuz gidişe dur demenin birinci adımını mı atacaklar?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)