OKULLAR KAPANIRKEN
Osman Kaya

OKULLAR KAPANIRKEN

Bu içerik 79 kez okundu.
Reklam

2017-2018 Eğitim-öğretim yılının birinci yarıyılı 19 Ocak 2017 Cuma günü sona eriyor. Okullardaki süreç çok yoğun ve etkin olduğu için öğretmenler ve öğrenciler açısından zaman hızla akmakta ve dönem sonu hızlıca gelmektedir. Bu akış her eğitim-öğretim yılında böylece sürüp gitmektedir. Bu hızlıca akan eğitim-öğretim sürecine ve sonuçlarına şöyle bir göz atalım.

       Öncelikle eğitim-öğretim sürecini yalnızca sayılarla/istatistiklerle değerlendirmeyi çok uygun görmüyorum. Elbette ki çağdaş ve bilimsel değerlendirmeler veriler ve istatistikler üzerinden yapılmalıdır. Ancak eğitim alanının kendine özgü yönleri, sonuçları uygulamada ve yaşamın içinde de görmeyi gerektirir.

       Okullarımızda derslerde ve kimi ortak/merkezi sınavlarda başarı istenilen düzeyde olsa bile özellikle uluslararası sınavlarda (PISA gibi) öğrencilerimizin başarısı istenilen düzeyde değildir. Merkezi sınavlarda ise çok büyük oranlarda öğrenci ya hiç doğru yanıt verememekte ya da sınav barajını geçememektedir. Yani eğitim sistemimizde başarılı öğrenciler olmakla birlikte genelde çok sayıda başarısız ve çok az bilgiye/birikime sahip bir öğrenci kitlesi de vardır.

       Sınav ve ders başarılarını bir yana bırakıp biraz da öğrencilerin niteliği üzerinde durmak istiyorum. Öncelikle öğrenciler arasında okuma alışkanlığı istenilen düzeyde değildir. Elbette kitap okuyan, bunu alışkanlık durumuna getirmiş öğrenciler bulunmaktadır. Ancak değerlendirmelerimizde tüm okul türlerini ve tüm öğrencileri değerlendirdiğimiz için durum hiç de olumlu gözükmemektedir.

       Sınav odaklı çalışan, tüm eğitim yaşamını sınav kazanmak üzerine kuran öğrencilerin roman, öykü, şiir, tiyatro, deneme okumasını beklemek elbette zor olanı beklemektir. Ancak gerekli olanı beklemektir. Çünkü kitap okuma öncelikle öğrencinin sınav kazanma bakış açısıyla bile baksak bir gereklilik/zorunluluktır. Kitap okumayan bir öğrencinin algılama, anlama, yorumlama, karşılaştırma, çözümleme, sonuç çıkarma, bilgiden bilgi üretme gibi özellikleri ya az gelişecek ya da gelişmeyecektir. Sözcük dağarcığı olmadan, kavram ve imge zenginliği oluşmadan ne kadar test çözersen çöz, ne kadar test tekniği öğrenirsen öğren bir yerde kalırsın. Onun için eğitimim her aşamasında özellikle ilkokulda okuma alışkanlığı mutlaka kazandırılmalıdır. Okuma alışkanlığı kazanmadan liseyi bitiren bir öğrenci aslında çok az şey öğrenmiştir.

       Öğrencilerde sorun olan diğer bir durum ise, olumsuz davranışların çok sayıda olması ve kontrol dışı bir biçimde okulda ve toplumda karşımıza çıkmasıdır. Günümüzde çeldiricilerin ve sanal dünyanın olumsuz etkileri öğrencileri çok sayıda olumsuz davranışa ve alışkanlığa yönlendirmektedir. Ailelerin ilgisizliği de bu sorunu artırmaktadır. Tüm çözümü okuldan ve öğretmenden beklemek çok da adilce bir yaklaşım değildir. Öğrenci sokakta ve ailede de zaman geçirmektedir.

      Tatil elbette dinlenmek içindir. Yani sabah kalkıp okula gitmezsin. Akşama kadar okulda olmazsın. Ancak tatil yalnızca sırt üstü yatıp sanal ortamda gezinmek veya akşama kadar sokakta dolanmak da değildir. Tatilde tiyatro izlenir, sinemaya gidilir, kitap okunur, müze gezilir, doğa gezileri yapılır, yazı/şiir çalışmaları yapılabilir.Tatilde derslerle ilgili kitaplar okunsun/testler çözülsün demiyorum.Tatilde dinlenirken kendimizi  hem eğlendirebilir hem de geliştirebiliriz.

       Son olarak karneler yalnızca öğrencilerin karnesi değildir. Öğrenci, öğretmen, aile, okul yönetimi, toplum, eğitim sistemi, ders kitapları, arkadaş çevresi vd. herkesin karnesidir. Bunun için karneleri değerlendirirken yalnızca öğrenciyi değil diğer eğitim paydaşlarını da değerlendirmek gerekir. Tüm eğitim çalışanlarına ve öğrencilerimize iyi tatiller…

      

       

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)