Okuyorlar ama umursamazlar
Coşkun Özbucak

Okuyorlar ama umursamazlar

Bu içerik 75 kez okundu.
Reklam

Alman Yazar Anna Seghers’in Evrensel Basın Yayın’dan çıkan ‘Karar’ adlı romanını okuyorum. İkinci Dünya Savaşı sonrası iki Almanya’nın inşa sürecini ve insanların kafa karışıklıklarını, geçmişle hesaplaşmalarını konu olarak seçen yazar, dönemi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Kitabın 294. sayfasındaki bir paragrafı aynen aktarıyorum:
Merdivenleri inerken Lisa: “Nedense gazete okumaya bayılıyorlar”, diye mırıldandı. “Günlük yaşamda ise çevrelerinde olup biteni umursadıkları yok!”
Bu paragrafı okuyunca ben de böyle insanların geçmişte olduğu gibi günümüzde de çok olduğunu hatta gelecekte de olacaklarını kendi kendime mırıldandım. Öyle değil mi?
İnternetten bu haftaki gazete satış ortalamasına baktım ve 3 milyon 239 bin 226 adet olduğunu gördüm. 80 milyonluk bir ülke için bu sayının düşüklüğünü vurgulamakta da yarar var. Kitap okuma oranını hiç değerlendirmeye almıyorum, bu alanda sınıfta kalıyoruz zaten. Ben değerlendirmeyi çevremizdeki gazete okurlarının günlük yaşamları üzerinde yapacağım.
Yaygın ve yerel gazetelerimiz var. (Yerel gazetenin okunmaması ayrı bir dert) İnsanlar gazeteyi okuyorlar, başka ülkede olanları öğreniyorlar aynı konuda kendi ülkesinde olanları takip etmiyorlar. Başka şehirde olanları öğreniyorlar, kendi şehrinde olanları duymuyorlar. Hatta yaşadığı şehirde olanları okuyorlar,’aaa’ deyip, dedikodusunu yapıyorlar.
Gazete okuyanların her şeyden önce ilgili olması gerekir. Okumayı eğlence olsun diye yapmıyorlarsa ya da okuyor görünmek için değilse elllerine gazete almak, duyarlılık beklemek herkesin hakkıdır. Öğrenmek, adım atmanın başlangıcı değil mi?
Kendimizden başlayarak çevremizdeki insanları gözlemleyelim. Günlük yaşamları nasıl geçiyor, ilgi alanları nedir diye. Konuşurken mangalda kül bırakmazlar ama sorumluluk almaya geldiğinde ‘üç maymunu’ oynarlar. Akıl verirler, çok bilirler ama dillerini oynatırlar ayakları sanki yere çivilenmiştir, adım atmazlar.
Değerli olan, okuyan ve okuduğu oranda bilgisi ölçüsünde sorumluluk alandır. Herkes her şeyi yapamaz, bilemez ama herkesin yapabileceği bir şey vardır. Kaçmak yerine bildiği kadar emek vermektir asıl olan. Gazetemi alırken görüyorum zaman zaman 3-4 gazete birden alanlar oluyor. Sanırsınız ki, gündemi değişik yönleriyle takip ediyorlar. Yukarıda yaptığım alıntıda olduğu gibi, okuyorlar ama ayağının dibinde olanlardan habersizler.
Okumak ve sorumluk almak, doğru orantılı olursa anlamlıdır. Diğeri, kişilerin kendilerini kandırmasıdır. Onlar, çevrelerindekileri kandırdıklarını sanıyorlar ama yanılıyorlar.
İşçilerin ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1Mayıs’ı kutluyorum.

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)