TMO mu denildi?
Coşkun Özbucak

TMO mu denildi?

Bu içerik 67 kez okundu.
Reklam

Fındıkta yeni sezon için günler sayılıyor. İki ay sonra bahçelere girilmeye başlanacak. Neler yaşanacak bir bilinmezlik varmış gibi ama perşembenin gelişi çarşambadan belli oluyor aslında.

Kimileri TMO’nun kurtuluş olduğunu söyledi. Geldi kurtarıcı ama yalnızca geldi. Ne elini uzatıyor ne de yanına yaklaşana umut veriyor. Adı var kendi yok…

TMO’nun devreye girmesinin tek amacı vardı. Fındık fiyatını yeni sezon için sabitleştirmek. Üreticiyi düşünen olmadığı için amaçlarına da ulaşıyorlar. Böyle giderse yeni sezon fındığı 10 TL ile başlar. Belki de daha aşağıdan.

Rekolte tartışmaları yeniden başladı. Sanki rekoltenin bir anlamı var. İhracatçı ve tekeller ne derse o olmuyor mu? “Fındık üreticilerine sahip çıkacağız” diyenleri çok duyduk ama en küçük bir adım atmadıklarını da gördük. Bol bol masal anlattılar, dinledik ve mışıl mışıl uyuduk.

İki ayı aşkın süre var bahçeye girmeye. Yeni sezonun nasıl olması isteniyorsa ona göre adım atmak gerekir. İhracatçılar, yerli ve yabancı tekeller kendi çıkarlarına göre hazırlıklarını yapıyorlar. Ya üreticiler ve temsilcisiyim diyenler ne yapıyorlar?

Fındıkta sözleşmeli tarım aşamasına az kaldı. Bunun nasıl olacağını, hangi süreçlerden geçileceğini daha önceki yazılarımda çok yazdım. Başka yazanlar, söyleyenler de oldu.

Asıl yapılması gereken üreticilerin tek yumruk olmasının sağlanması için kimlere görev, sorumluluk düştüğünü sorgulamaktır. Sorgulamayı sağlıklı yaparsak yeni hatalara düşülmez; yeni umutları filizlendirebiliriz.

Ortalığa yapılan konuşmalarla üreticiler kendiliğinden ‘çözüm üretme’ şansına sahip midir? Yoksa üreticiler içinden çıkacak kimi insanların özel çabaları ile başlatılan girişimlerin üreticileri kapsaması ile mi ‘çözüm üretme’ olanağı bulunacak? Bunu iyi belirlersek olumlu adım atabilinir.

Partilerin üyeleri var fındık üreticileri. Hatta yönetim kurulu üyeleri de. İşçi-kamu emekçisi sendikalarının üyeleri var hem fındık üreticisi olan. Dernek, oda üyeleri-yöneticileri oldukça çok ayrıca fındık üreticisi olan. Örgütlülük deneyimi olan bu insanlarımızın fındık üreticilerinin (kendileri de fındık üreticisi) kendi çıkarlarına göre bir sendika-dernek adı altında bir araya gelmesi için çaba harcama sorumluluklar yok mu? Üreticilerin bir araya gelmesini sağlamak bu insanların omuzlarındaki yükümlülük değil mi?

Fındık üreticilerinin (tarım sektörünün tümü) ürününe, emeğine, geleceğine sahip çıkması gerekiyor. Yöneticilerin iyi niyetiyle çözüm üretilmiyor. Herkes kendi çıkarına göre örgütlülüğünü sağlamalı. İhracatçı, tüccar, yerli-yabancı fındık ve çikolata şirketleri örgütlü; ama üreten örgütsüz. Böyle bir denklemden çıkacak sonuç bellidir. Üreticiler sürekli yoksullaşacak, ürününü ucuza satmak zorunda kalmaya devam edecek..

Fındıkta şunu, bunu tartışmaya gerek yok. Üretici örgütlü olup, birlikte tutum sergileyebilecek mi? Bu konuda adım atılacak mı? Ana sorun bu.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)