Ortadoğu’da yeni saflaşma
Coşkun Özbucak

Ortadoğu’da yeni saflaşma

Bu içerik 74 kez okundu.
Reklam

Ortadoğu bir bilinmeyen denklem. Kapitalizm, emperyalizm aşamasına girdiğinden bu yana Ortadoğu üzerinde planlar eksik olmadı. En ünlüsü de İngiltere ve Fransa emperyalistlerinin Rusya ile 1916 yılında uygulama istedikleri Sykes-Picot Antlaşması’dır. Bu antlaşma Rusya’da 1917 yılındaki sosyalist devrim sonrası Lenin tüm dünyaya teşhir ettiği için uygulanamamıştır. O gün, bugün Ortadoğu üzerinde emperyalist planlar eksik olmadı.
ABD emperyalizmine ait olan planların en sonuncusu ‘Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’ idi. Bu plana göre dost-düşman ülkeler oluştu. Dün dost olan düşman, düşman olan dost oldu. Savaşlar hızla büyüdü. Göçler, katliamlar olağanlaştırıldı.
Bir haftalık yeni bir plan daha gündeme geldi. Katar krizi. ABD Başkanı Trump’un Suudi Arabistan’ı ziyareti sonrası başlayan krizde soru işaretleri var. Doğalgaz ve petrol zengini olan Katar, politika değişikliğine gitti, dostları birdenbire düşman oldu. Yarın kim dost, kim düşman olacak belli değil. Çünkü Ortadoğu’da dostlukların ve düşmanlıkların emperyalistlerin çıkarına göre değişikliğe uğradığını biliyoruz.
Dün Suriye’ye karşı en yakın dost olan Suudi Arabistan en baş düşman oldu. Türkiye ise Katar dostluğunu sürdürerek en yakın dostu olan Suudi Arabistan’la arayı açmayı göze aldı. Burada Ortadoğu politikalarının ne olduğu, nereye evirileceği üzerine yazmayacağım. Politikanın doğru belirlenmesi biçimine değineceğim.
Ortadoğu halkıyla, devletleriyle ilişkiler mutlaka olacaktır. Ortadoğu’ya yönelik politika net olmalı; sabah başka, akşam başka konuşan bağımsızlığını yitirmiş demektir.
Ortadoğu’ya nasıl bakacağız? Ortadoğu’yu pazar olarak görüp petrolüne, doğalgazına el koymak için mi yoksa her ülkenin kendi iç yaşamına saygı göstererek uluslararası ilişki anlamında siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ilişkiyi mi sürdüreceğiz?
Ortadoğu’da dost ve düşman ilişkilerinin değişkenliği, Ortadoğu’yu sömürülecek pazar olarak görmekten kaynaklanıyor. Safları sürekli değiştirerek kardeşlikten, dayanışmadan, dostluktan, barıştan söz etmenin inandırıcıcığı yok.
Ortadoğu halkları nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşamalı. Kimsenin yol haritası, kırmızıçizgi ileri süreme hakkı yoktur. Bir ülke içinde yaşanan bir tartışma başka ülkenin iç işiymiş gibi algılanıyor. Ama başkası kendi ülkesi içinde yaşananlara yönelik bir şeyler söylediğinde kıyamet koparılıyor.
Ortadoğu’da barış ve kardeşliğin sağlanması temel politika olmalıdır. Bunu başarmanın tek yolu da emperyalist ülkelerin Ortadoğu’da at oynatmalarına karşı olmaktan geçer. Öncelik Ortadoğu’daki tüm yabancı askerlerin çekilmesidir. Hiçbir ülkede komşu devletin bile askeri bulunmamalı. Hele ABD, Rusya, Fransa, İngiltere vb. emperyalistlerin derhal çıkmasını savunmadan Ortadoğu’da barış gelmez. Bu, başarılmadığı sürece Ortadoğu halkları birbirine sürekli düşman edilir, savaşlardan nefes alamaz hale getirilir. Bu nedenle de sabah dost ilan edilen, akşam düşman olarak görülmeye devam edilir.

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)