Adaletin yürüyüşü mü? Yürüyüşün adaleti mi?
Coşkun Özbucak

Adaletin yürüyüşü mü? Yürüyüşün adaleti mi?

Bu içerik 67 kez okundu.
Reklam

Bir zamanlar Süleyman Demirel, “Yollar yürümekten aşınmaz.” demişti. Neler dememişti Demirel neler;” Var da biz mi içtik?” demişti benzin kuyrukları nedeniyle.
Şimdi de CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “Adalet yürüyüşü” için açıklamalar yapılıyor. Açıklama yapanlar bir zamanlar yaptıklarıyla çeliştiklerini biliyorlar ama konuşuyorlar yine de.
Kılıçdaroğlu’nun bu zamana kadar yapılan adaletsizliklere karşı suskunluğu tartışılabilir. Eksikliğini, yanlışını fark edene ‘eskiyi’ anımsatmanın anlamı yok. Geçmiş tutum eleştirilebilir ama şu an yapılan önemli ve değerlendirilmesi gereken de bu.
“Adalet yürüyüşü” devam ediyor. ‘Herkes için adalet’ vurgusu da önemli. Yalnızca kendi milletvekiline dokununca gösterilen tepki anlamlı olmuyor. Bu nedenle de Kılıçdaroğlu, herkes için adaleti öne çıkarıyor.
Burada ilginç olan bir durum da ortaya çıktı. ‘Adalet yürüyüşü’ bir hareketlilik yaratınca sıkıntıya girenler, yürüyüşü eleştirmeye başladı. ‘Adalet yürüyüşü’ bir anlamda da ‘Yürüyüşün adaleti’ talebini de üstlenmiş oldu. Yürüyüşle adalet elde edilemezmiş! Oysa her türlü kazanımın önceli sokaktır-yürüyüştür. Yani taleplerin kitlesel olarak dile getirilmesidir.
Adaleti ve demokrasiyi yalnızca Meclis salonuna sıkıştırmak, aslında kendi egemenliğini sürdürme gerekçesidir. Azınlığın çoğunluk olma; taleplerin kamuoyu oluşturması; duymayanların duymasını, görmeyenlerin görmesini sağlamak için yürümek, toplanmak, bir araya gelip çoğalmak zorunu değil mi? ‘Adalet yürüyüşünü’ bu kapsamda ele almak demokrasinin gereğidir.
Bu yürüyüş, adalet içinse başlatan kim ya da kimler olursa olsun ‘tekil’ olmaktan çıkmıştır. Bu yürüyüş yalnızca 25 yıl hapis cezası alan Enis Berberoğlu’na adalet için değil; belki CHP için önemli bir olay ama Türkiye gerçeği bakımından okyanusta bir damladır. Bunu bilen Kılıçdaroğlu tüm mağdur olanları, adalet arayanları dillendirmektedir.
Bu yürüyüş, CHP’yi aşan bir özellik taşıyor. Dikkat edilirse yürüyüşü destekleyen ve temsili yürüyüşe katılan parti, sendika, dernek başkanları, akademisyenler, aydınlar oluyor. Farklılıklarımıza karşın ‘adalet’ için bir araya gelişler de anayasa referandumu dönemindeki ‘hayır’ için bir araya gelişler kadar önemli. Fakat ‘hayır’ birlikteliğini aşan konumda olmalı. İkisinin de talepleri ve zamanlaması da farklı.
Yürüyüşün aleyhinde kim ne derse desin, bunun tek nedeni yürüyüşün yavaş yavaş ama etkili bir biçimde büyüme olanağını görülmesidir. Her gün yeni deneyimle, yeni katılımla, yeni tartışma ve değerlendirmelerle kartopunu büyütme olanağı bulunuyor. Büyüyen kartopu herkesin kazanımıdır. Çünkü adalet kazanacak. Adalet varsa kaybeden olmaz.

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)