Dinleyebilmek
Coşkun Özbucak

Dinleyebilmek

Bu içerik 81 kez okundu.
Reklam

Konuşmanın iletişimde temel araç olduğunu biliriz. Okullarda bunun akademik bilgisi de verilir. Konuşma varsa dinlemenin de temel bir davranış olduğu nedense kavranamıyor ya da bilinmiyor.

Dinlemek, öğrenmeyi sevmenin de bir göstergesi. Kendi düşüncesine güvenmeyen, aslında bir şey bilmeyen, başkasının düşüncelerini ezberleyerek papağanlaşarak bildiğini sananlar, dinleme becerisini gösteremez, gösteremiyor da.

Toplumsal yaşamın biçimlendirilmesi (aydınlatılması) için önemli bir araç olan televizyonlar pratikte olumsuz örnek oluşturuyor. Farklı düşüncelerden öğrenmenin yolunun dinlemekten geçtiğini söylesek de farklılıklara tahammülsüzlüğü de ne yazık ki, televizyonlarda görüyoruz.

Farklı düşüncede olanların karşı karşıya geldiği programlarda sanki ekrandakiler izleyenlere seslenmiyorlar da tartıştıkları kişileri ‘ikna etmeye’ çalışıyorlar ya da kendilerince ‘rezil’ etmek için çaba harcıyorlar. Tartışılan konulara çözüm önerileri sunmak yerine, sorunu içinden çıkılmaz duruma getiriyorlar. Amaç televizyon karşısında bulunan izleyicilerin ‘aydınlanmasını’, gerçekleri öğrenmesini engellemek olunca böyle oluyor.

Televizyonda tartışan (kavga eden) ‘koca koca’ profesörler, bilim insanları, aydınlar, siyaset bilimcileri, gazeteciler… kötü örnek oluyorlar. Karşısındakini dinleme becerisi gösteremeyenler, acizliklerini gizlemeye çalışsalar da başarılı olamıyorlar.

Bir konu tartışılırken ‘sıkışan’ konuşmacı gündemi değiştirmeye çalışıyor; tartışmaya ek konular açmaya çalışıyor. Birbirini dinlemeden ve aynı anda yapılan konuşmalar (saygısızlık) nedeniyle izleyiciler de kanal değişikliği yapıyor.

Bilmek önemli bir özellik ve kazanımdır ama dinlemeyi bilmedikten sonra hiçbir anlamı olmuyor. İster ‘leb’ demeden ‘leblebi’yi anlasın büyük büyük insanlar, izleyicilere verebilecekleri bir şey olmuyor. Çok konuşmak değil, iyi dinleyerek kısa, anlaşılır ve anlamlı konuşabilmektir önemli olan. Çok bildiğini kanıtlamanın yolu, dönüp dönüp aynı şeyleri söylemekle olmuyor.

Televizyonlarda son dönemlerde tartışılan ‘FETÖ’, ‘OHAL’, ‘Müftülüğe nikah hakkının verilmek istenmesi’, ‘Cumhuriyet Gazetesi davası’ gibi konularda pratik böyleydi. Şartlanmış biçimde konuşmalar can sıkıcı idi. Bu arada yalnızca aynı bakışta olanları bir araya getirip program yapanları saymıyorum. Onlar algı operasyonlarına devam ediyorlar.

Kim ne düşünürse düşünsün, düşüncelerini özgürce dile getirebilsin. Tartışırken dinleyebilme becerisini de göstersinler. Tartışma programına katılanlardan dinleme becerisini gösteremeyenler; program yapımcısına, karşısındakine, izleyicilere (halka) saygısızlık yapmış olurlar.

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)