Olaylar ve tavırlar
Coşkun Özbucak

Olaylar ve tavırlar

Bu içerik 80 kez okundu.
Reklam

Yaşam gerçeğin belgesi. Ne söylersek söyleyelim, yaşamımızla uyum sağlamadığı zaman bir anlamı olmuyor. Yapılanı beğenmeyiz ama ‘iyisini’ yapmak için de yerimizden kalkmayız.

Özellikle internet aracılığıyla kullanılan sosyal medya ya da sosyal paylaşım siteleri olarak adlandırılan paylaşımlarda ‘klavye’ kullanıcıları ‘beğenmezliklerini-eleştirilerini’ abartı derecesine vardırılıyorlar.

Bir grup insan bir etkinlik yapıyor (hak talep ediyor). Hak talep etmeyi eleştirmiyor gibi gözüküyorlar ama talep edişin biçimini ya da katılımcıların azlığını öne çıkararak yıpratıcı eleştirilerini eksik etmiyorlar. Bakıyorsunuz bu yıpratıcı eleştiri yapanlar, hak talep etme konusunda bir emek harcama çabasına girmiyorlar. Yapılan etkinliğin eksikliğini söyleyip daha sonra yeniden yaşanmasının önüne geçme niyetleri yok. Böyle niyetleri olanların kendilerinin de hak talep edenlerin içinde olması gerekiyor. Bu ‘zor’ bir iş olduğu için yalnızca kenarda durup yıpratıcı eleştirileri yapıyorlar.

Oysa üç-beş kişi de olsa, bunların uğraşısının, emeğinin takdir edilmesi gerekmiyor mu? Hak talep edenlere destek verememenin, katılım sağlayamamanın eksikliğinden dolayı üzüntüsünü dile getirmek daha doğru bir tavır olmaz mı? Ama ‘klavye’ başında üst perdeden konuşmak kolaylarına geliyor. Zor olan, elini taşın altına koyabilmektir.

Bir başka sorun da, bir konuda sahip çıkma ya da karşı olma durumlarında karşılaştırma yapılmaması.

Uluslararası olaylar nedeniyle bu daha iyi ortaya çıkıyor. İsrail’in Filistin halkına yönelik katliamcı ve işgalci tutumunu eleştirmeyen yok. Ortadoğu’daki savaş nedeniyle kimlik ve inanç gruplarının yaşadığı sorunlar konusunda kendine göre taraf olmayan yok. Her hangi bir ülkeden ‘iç işlerimizi’ ilgilendiren konularda tepki gösteren çok ama aynı kişilerin başka ülkelerin iç işlerine karışılmasını ‘hak’ olarak görebiliyor. Bir ülkede eylemler oluyor, haber yapanların büyük bölümü haber-yorumu kendine göre veriyor ama başka ülke gazetelerinin bizim ülkemizdeki eylem ve olayları verişleri hoşlarına gitmediği için ‘kıyamet’ koparılabiliyor. Kendi kimliğinden, inancından insanlar nerede sorun yaşıyorsa seferberlik ilan edenler; başka kimlik ve inanç gruplarının yaşadığı sorunları duymaz, görmez. ‘Bağımsızlık, demokrasi’ kavramlarına çok değer verdiklerini söyleyenler, bir başka ulusun, inanç grubunun ‘bağımsızlık, demokrasi’ talebini kabullenemez.

“Eşitlik, kardeşlik, özgürlük, bağımsızlık” herkesin kullandığı kavramlarsa, herkesin bu konularda hak talepleri de o kadar meşrudur. “Şunlar bu haktan yararlanabilir, şunlar yararlanamaz” denildiği için sorunlar çözümlenemiyor, savaşlar bitmiyor.

Kişi olarak, sorunlara yaklaşırken “eşitlik, kardeşlik, özgürlük, bağımsızlık” kavramlarını daraltmamalıyız, ‘kendimiz için’ haline getirmemeliyiz.

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)