Balıklar öldü
Coşkun Özbucak

Balıklar öldü

Bu içerik 72 kez okundu.
Reklam

Sözcüğün kendisi bile itici. ‘Ölüm’ yaşamın, güzelliklerin bitişi anlamına geliyor. Bazı ölümler var ki zamana yayılan, içten içe yok eden.

Anlatırsın, başka yerlerden örnekler gösterirsin yetmez. İnanmak için kendisinin de yaşamasını bekler. Bekler ancak iş işten geçmiş olur.

Melet Irmağı’nda suların kalmadığı, balıkların öldüğü haber oldu. Bu konuda Ordu Çevre Derneği de bir değerlendirme yaptı. Gazete arşivlerine bir göz atıldığında Melet Irmağı’nda (başka derelerde de) susuz kalışın ilk olmadığı görülecektir. “Burada yüzmek ve balık tutmak yasaktır” tabelasının bulunduğu yerde su olmadığı da belgelenmişti. Bunun nedeni biliniyor da nedense ‘geçici’ sorunmuş gibi davranılıyor. Derelerde kuruma; balık ve diğer canlıların ölümlerinin nedeni HES’lerin su tutmalarıdır. Hani derler ya ‘yüzde 10 can suyu verilecek’ diye. Yüzde 10 da yetmiyor ama onu bile ihmal ediyorlar.

Maden, taş ocağı gibi çalışmalardan sonra örnekler vereceğim. Tümünde sonuç aynı. Ölüm yavaş yavaş geliyor; kurtuluş da olmuyor. Kalkınma, gelişme adıyla yapılan çalışmaların meyvesi ne yazık ki, ölüm oluyor. Bu işlerin bütününde para kazanan var, toprağını kaybeden de ama doğal dengenin bozulduğunu sonradan fark ediliyor. Doğada, halkalardan biri koptuğunda zincirleme olarak gelir zararlar. Suyun derede yok olması yalnızca balıkları etkilemiyor. Börtü böcek zarar görüyor.

Her zaman vereceğim örneği yeniden yazacağım. Keneden kaynaklı ölümlerin arttığını biliyoruz. Aslında kene hep vardı ama ölüm olayı duyulmuyordu. Ne zaman köylerdeki gezen tavuklar çeşitli nedenlerle yok edildi, keneden ölümler başladı. Tavuklar bahçelerde gezerek keneleri yiyorlardı. Geleneksel tavukçuluk bitti, kırk günde kesime hazır çiftlik tavukları üretimi başladı. Keneler çoğaldı, biçim değişikliğine uğradı. Artık zarar veriyor. Yani gelişiyoruz, kalkınıyoruz diye yapılan işlerin sonunda ölüm haberleri çoğalıyor.

Melet Irmağı’nda yaşananlar başka derelerde de oluyor. Plansız, etütsüz yapılan taş ocakları, yol-tünel çalışmaları su kaynaklarını yok ediyor. Bunun örneklerini de çok gördü Ordu halkı.

Özellikle Fatsa’da siyanürle altın ayrıştırma yapan işletmenin etkilerini zamanla göreceğiz. Bergama, Kaz Dağları gibi örnekler dolu.

Doğaya yapılan saldırılar devam ettikçe zararlarını görmeye devam edeceğiz.

Dünyayı öldürüyoruz, farkında değiliz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)