Bir Mustafa Gürsoy vardı
Coşkun Özbucak

Bir Mustafa Gürsoy vardı

Bu içerik 96 kez okundu.
Reklam

Kardeşim, dostum, yoldaşım Mustafa Gürsoy bir yıldır savaştığı akciğer kanserine yenildi ama ezilmedi. Direnme gücünü yakından gördüm; yenileceğini biliyordu ama direnmeden teslim de olmayacaktı.
Hastanede yanına uğradığımda eğer uyanıksa bulmaca çözerken buluyordum kendisini. Yoğun bakıma girmeden belki son beş gün kendinde değildi. Özellikle sevgili eşi Fatma’ya olan sevgisi direncini daha da büyütüyordu.
Hasta haliyle (doktorların izin vermesiyle) hastane dışına çıkarıldı. Bir çay bahçesinde sabah kahvaltısı yaptık topluca. İbrahim Katırcıoğlu ve Hikmet Poyraz’ın evlerinin önünde oturmak istedi, talebi yerine getirildi. Deniz kenarında olduğumuzu öğrenmiş, “Ben de gideceğim.” demiş. Tekerlekli sandalyeyle aldık hastaneden Gülyalı Balıkçı Barınağı’nda Ertuğrul Gazi Gönül’ün kayığının da olduğu yere. Üç arkadaş balığa çıktı, Mustafa’nın şansına sekiz balık tuttular, Ertuğrul hemen tavada pişirdi balıkları. Mustafa yedi, biz seyrettik, anılarımızla hoş sohbet ettik. Sesi çok yavaş çıkıyordu ama dura dura da olsa duygularını dile getirdi. Mustafa Gürsoy’un gözleri ışıl ışıldı, mutluydu: biz de çok mutlu olduk. Ama bir isteğini yerine getiremedik. Yazın, deniz kenarında teneke üzerinde midye ziyafeti yapmak istedi, olmadı. Planladığımız gün hastalığı izin vermedi.
Yaklaşık 15 gün yoğun bakımda kaldı, çıkamadı. Sevgili dostumuzu kaybettik. Mustafa Gürsoy’a yakışan bir cenaze töreni oldu. Ne de çok sevenleri vardı cenazesinde. Gelemeyenler de az değildi.
Mustafa Gürsoy’un yaşamını anlatacak değilim. Erken denecek bir zamanda ve hastalık nedeniyle ölümlerin çoğunun altyapısı 12 Eylül 1980 Faşist darbenin işkenceleri olduğunu unutmamak gerekir sanıyorum. Mustafa da çok işkence gördü, açıkta kaldı ama inancından, kararlılığından ödün vermedi. Açıkta kaldığı süre içinde kimseye minnet etmedi. Çeşitli işlerde çalıştı. Çay ocağı işletmeciliği de bunlardan biriydi.
Kendine göre yaşam biçimi vardı. Mustafa Gürsoy’un lakabından söz etmeden de olmaz. ‘Kedi’lakabıyla tanınırdı daha çok. Ben de Kedi Mustafa demeyi seviyorum. Mustafa gençliğinde futbol oynamış. Kaleci olduğu için de mahallede adı ‘kedi’ olmuş. Taşbaşı Mahallesi’nde lakabı olmayan da yok.
Bildiklerini paylaşır, başarılarını ve farklılıklarını ayrıcalık olarak görmezdi. Gülüşünü, anlatışını; kardeşliğini, dostluğunu arayacağız. Unutmayacağız. Aramızdan bir yıldız kaydı. Işıklar içinde uyu sevgili Kedi Mustafa.

 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (29.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)
Vefat Eden Hemşerilerimiz (25.10.2018)