“Şehir yeniden planlanmalı!”

“Şehir yeniden planlanmalı!”
Bu içerik 0 kez okundu.

İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet C. Savaşkan’a göre heyelanlar sürecek

Ordu’da son Elazığ depreminden sonra meydana gelen heyelanların yaraları, peşinden bastıran aşırı kâr ve ilgili kurumların yetersizliği nedeniyle hala sarılamadı. Uzmanlara göre ise yanlış kentleşme nedeniyle, heyelanların arkası gelecek.

Biz de son yaşanan heyelanları ve bizleri bekleyen tehlikeleri, İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet C. Savaşkan ile konuştuk.

-Sayın Savaşkan, toprak kaymaları son dönemlerde sıkça duyulmaya başladı. Teknik olarak nedir heyelan?

M. Savaşkan; “Eğimli arazilerde yerçekiminin ektisi ile zeminde aşağı yönlü kaymalar olur. Buna heyelan diyoruz. Heyelanların çeşitleri var; geçen sene Aybastı Sağlık Mahallesinde, kısmen mahalleyi yutan tipte geniş alanlar kayabilir; sahil kesiminde yol boyunca görülen serbest malzeme dökülmeleri şeklinde olabilir; geçtiğimiz günlerde Taşbaşı’nda meydana gelen gibi kayalıkların yıkılması şeklinde olabilir. Çeşitler olsa da mekanizma aynıdır; eğimli ve dik yerlerde üstten aşağı doğru kaymalar heyelan olarak adlandırılır.”

Kentimiz heyelanlara açık

-Heyelan nerelerde görülür? Heyelan riski tahmin edilebilir mi?

M. Savaşkan; “Çok tecrübeli olmak ve coğrafyayı çok iyi tanımanız gerekiyor. Depremde olduğu gibi bir heyelan riski haritası yoktur. En çok su-yağmur ve kar heyelanları tetikler, bitki örtüsü hareket eden yüzeyleri ayrıştırır. Doğası gereği memleketimiz heyelanlara açıktır. Çok genel olarak heyelanlar ya yola doğru gerçekleşir yada yoldan aşağıda başlarlar. Bir yerde heyelan olup olmayacağını yoldaki tahkimata ve arazi yapısına bakarak tahmin edebilirsiniz.

Doğanın dengesi tahrip ediliyor!

Yollar doğanın dengesini tahrip ederek açılıyor veya genişletiliyor. İptidai bir şekilde çoğu yerde hiçbir önlem alınmadan iş makineleri marifetiyle düzeltilip geçiliyor. Tek ayağınızı kaldırdığınızda dengeniz nasıl o tarafa bozuluyorsa, altından toprağın alınması da bölgenin dengesini benzer şekilde bozar.

Ne zaman geleceği belli olmaz!

Karadeniz coğrafyasında yağmur ve yeşil örtü 12 ay eksik olmuyor. Bunlar toprak veya kaya zemini iyice zayıflatıyor, yumuşak hale getiriyor.

Heyelan başladığı yerde ufak çatlaklar ile kendisini gösterir. Çatlaklara su, toprak dolmaya başlar. Kışın donlar, yazın da bitki kökleri marifeti ile çatlaklar genişler. Zamanla bu çatlaklar daha da derinleşir. Zeminin taşıma gücü kalmadığında bu ilk oluşan çatlak hizasından doğal bir şev açısı ile zemin aşağı akar. Yolun veya doğal bir yamacın üstünde yeri olan vatandaşlar, yerlerini dikkatle gözlemlesinler. Önlem alınması gerekiyorsa yetkililere bilgi versinler. Heyelan da deprem gibi ne gün olacağı belli değildir. Gözle görünür işaretler başlamışsa, acele ile tedbir alınabilir.”

“Mühendislikte en doğru; doğanın gösterdiğini takip etmektir”

-Son aylarda Taşbaşı’nda ikisi Sıtkıcan Caddesi’nde, diğeri sahil caddesinde 3 ayrı heyelan meydana geldi.Taşbaşı ne olacak?

“Taşbaşı’nda yola uçan bölge doğal zeminin kayma açısını da biz gösteriyor.  En basit ve en ucuz şekli ile basamak şeklinde traşlanmalı, 1 veya 2 kademe verilmeli. Bunun haricinde, maliyetine göre,  kayalık zeminin gelmesini önlemek için beton veya taş perde duvarlar inşa edilebilir.Kazık temeller yapılabilir.Tabi bu çözümlerin parasal değerleri de çok yüksek olacak. Ayrıca özellikle kazıkla destekleme gibi bazı çözümler sonuç vermiyor. Çevre yolunu hatırlarsınız; yüzlerce kazık yapıldı ama hareket durdurulamadı. Kazıklar düşey yüklerde çalışıyor, yatay yüklerde eğiliyor. Geniş bir şevlendirme veya aç-kapa şeklinde heyelanlı kısım geçilebilirdi. 400 metrelik kısım, 4 yılda zorla geçilebildi. Neticede ülkenin en pahalı yolu ortaya çıktı. Mühendislikte en doğru ve sağlam olanı doğanın gösterdiğini takip etmektir.

Kontrolsüz yapılaşma ve risk!

Burada dikkatiniz çekelim ki, Taşbaşı Mahallesinde hiç olmaması gereken noktalar imara açık.  Yapılaşmadan dolayı kayalık alanlara fazlasıyla yük biniyor. Heyelan riski olmayan bölgeler bile hareketlenebilir. Riskli bölgedeki evler kalıcı olarak kaldırılacak mı, bilemiyoruz. Şehrin kırsal kesimi de dahil, pek çok yerde evler bir yamacın yada tepenin, kayalığın başında yer almakta. Bugün sağlam gibi görünen her yüksek eğimli arazide mutlaka bir heyelan riski var. Kontrolsüz bir şekilde yapılaşma devam ediyor. Aflar çarpık şehirleşmeyi ve çarpık köyleşmeyi teşvik ediyor.Bölgemizde yaşanılan heyelanlar çoğunlukla doğal bir afet değildir. İnsan eliyle bozulan dengenin yeniden dengesini bulma hareketidir.

Fay hattı yok ama heyelan hattı var!

Doğu Karadeniz’de aktif fay hatları yok ama heyelan hatları var. Bu coğrafyada inşaat izin verilmeden önce, arazinin heyelan ve sel riskine karşı olası durumu değerlendirilmelidir. Heyelanların geri dönüşü yoktur.”

“Binalar gökyüzüne tırmanıyor!”

-Ordu şehrine bakarsak, durum ne?

Ordu şehrine bakalım. Kent içinde şehirleşme düzlük ve son derece güvenli kesimlerde üstten baskılanıyor. Heyelan olmayan yerde kat sınırlaması var. Tepelere bakıyorsunuz, binalar gökyüzüne tırmanıyor. Üstten kat sınırlaması sanıyorum 200 sene önceki yakınçağ Avrupa’sından kalma bir düzenleme. Tarihi veya turistik bölgeler dışında kimse artık o sınırları takip etmiyor.

Güvenli araziler heba ediliyor!

2020 senesi itibari ile Ordu’ya hakim planlama üstten kat sınırlamasına dayanıyor. Güvenli araziler üstten kat sınırlaması ile heba ediliyor. Sokaklar bina yüksekliği ile bağlantılı, güncel yaşama ait araçlar sokak içlerine giremiyor. Şehirleşme talebini güvenli yerde baskıladığınız için dağlar tepeler beton oluyor. Şehir heyelanlı alanlara doğru açılıyor. Sadece Taşbaşı değil; Şahincili, Eskipazar,Terzili, Selimiye ve benzeri yamaç bölgeler potansiyel heyelan riski taşıyan yerler. Dikkat ediniz toplu konutlar bile dik tepelere konduruldu. Ordu ortasına kuvvetle bastırılmış bir top gibi, merkezi göçük ama kenarlardan patlak bir hal almış durumda.

Tepeler beton baskısından kurtarılmalı!

Ordu’nun şehir merkezinin yenilen planlaması gerektiği kanaatindeyim. Bu sayede tepeler beton baskısından kurtulur, hem güvenli hem de yaşanabilir bir şehir oluşturulur. Hem de heyelanlarda can ve mal kayıpları önlenebilir.”Röportaj : Gözde Özgür/Yusuf Can Erişen/Yılmaz Ülgü (Ordu Hayat)

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı hız bir can daha aldı
Aşırı hız bir can daha aldı
2 DUYARLI İNSAN!
2 DUYARLI İNSAN!