"İHRACAT YELPAZEMİZİ GENİŞLETİYORUZ"

Bu içerik 0 kez okundu.

Ordu siyaset ve iş dünyasının önemli isimlerinden Turan Seramik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Çakmak, ekonomideki son durumlar, Turavit'in ihracat konusundaki adımları, geride kalan 2019 yılı ve 2020'den beklentilerin yanı sıra Ordu ekonomisinin dünü, bugünü ve yarınını gazetemize değerlendirdi. Çakmak, Ordu'da kazanılan paranın yine Ordu'da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Dışarıya buradan bir kuruş para çıkmasın ama çok para girsin istiyoruz" dedi.

Turan Seramik'ten 25 ülkeye ihracat...

 

Turan Seramik olarak yaklaşık 25 ülkeye ihracat yaptıklarını aktaran Burhan Çakmak, bundan sonraki süreçte yurt içi yerine daha çok yurt dışına ihracata önem vereceklerini dile getirdi.

"İç piyasa daraldı"

2019 yılı bütün Türkiye için sıkıntılı geçti. Ülkede ticaret daraldı. Her sektörde bu sıkıntıyı gördük. Bizde bizzat yaşadık. Özellikle bizim sektörümüzde iç piyasa talebi % 30 daraldı. Bu da sevkiyatlarda azalmalara neden oldu. Telafi etmek için yurt dışı ihracat çalışmalarımızı devreye soktuk. Belki miktar olarak % 30'luk azalma yaşadık ama ciro bakımından 2018 yılının altında değiliz. Tabi o parayı da enflasyon karşısında. Dolayısıyla küçülmüş olduk. Hatta üretimi azaltma planı çerçevesinde bir miktarda çalışanımızın işine son vermek zorunda kaldık. İşin en acı tarafı da bu.

"2019 çok iç açıcı değildi"

Herkes güvensizlik duygusu içerisinde köşesine çekildi. Harcamalar, yatırımlar alışveriş iştahı tamamen kapandı. Ekonomi içerisinde önemli bir sorun yok gibi görünüyor. Türkiye'de paranın var olduğunu görüyorsunuz ama bu para ortalıkta yok. Ordu gibi yerde bile bankaların hesaplarında 8 milyar TL mevduat var. Bu da piyasanın boş olmadığını gösteriyor. Ama bunları ekonomiye kazandıramıyoruz, yönlendiremiyoruz. Kredi taleplerinde de ciddi gerilemeler oldu. Hükümette bu konuda özendirici tedbirler aldı. Kredi faizlerinin düşürülmesi özellikle inşaat sektörüne bayağı destek oldu. İnsanlar borçlanarak konut satın almaya başladılar. Türkiye için çok iyi olmayan, zaten rakamlardan da belli ki Türkiye'nin büyümediği, işsizliğin arttığı bir yıl oldu. TÜİK'in açıkladığı rakamların çok üstünde bir işsizlik olduğunu düşünüyoruz. 2019 çok iç açıcı değildi.

"Yurt dışı çalışmalarımız ağırlık kazanacak"

2020'nin, 2019'dan daha iyi olmasını bekliyoruz. Ama bu sınırlı bir iyilik şeklinde olacak. İşini gücünü doğru dürüst takip edip, nakit akış tablosunu düzgün götüren işletmeler açısından bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum. Ama büyüme açısından da çok önemli bir durum gözükmüyor. 2020 yılında ertelenmiş konkordato ve iflasların gündeme gelebileceğini hatta şuanda bile 20 civarında şirketin iflası istenmiş. Bunların içinde OPET'in de olması çok ilginç ve dikkat çekici. Bunlar hukuki meseleler ama ekonominin hala kanadığını görüyoruz. Bu bize onu gösteriyor. Biz şirket olarak iç piyasanın mutsuzluğundan kurtulup biraz daha rahatlamak için ihracat konusuna ağırlık vermeye başladık. Yurt dışı fuarları takibe aldık. Mart ayının başında İngiltere, 8 Mart'ta ise İstanbul CNR'da bir fuara katılacağız. 2021 yılında da Almanya'da bir fuar düşünüyoruz. Rusya'da bir fuara gitme planımız var. Böylece yurt dışı çalışmalarımız ağırlık kazanacak.

Şuan 20-25 civarında ülkeye ihracat yapıyoruz. Kuzey Afrika ülkeleri Orta Doğu ülkeleri, Kafkas ülkeler, Balkan ülkeleri, Rusya, Ukrayna, Belçika, Almanya, Hollanda, Estonya gibi ülkelere ihracatlarımız oluyor. Giderek de bu yelpazemizi açıyoruz. Şuan hedefimiz İngiltere'den iyi bir pazar elde etmek istiyoruz. Türkiye'de ekonomide düzelme olsa bile bizim sektörümüzdeki tam rekabet şartları nedeniyle, talep edilenden fazla üretildiği için fiyatlar hiçbir zaman belli bir seviyenin üzerine çıkamayacak. Üreticileri mutlu edemeyeceği için biz hedefimizi tamamen yurt dışına yönlendirdik. Bundan sonra yeni pazarlar için çalışacağız.

"Sanayinin gelişmesi lazım"

Ekonominin bir kaç parametresi var. İnsan kaynağı, fiziki altyapı, finans. Ordu'da evvela eğitimli insan kaynağımız yeteri kadar yok. Var olanlarında ticarete ilgisinin çok düşük olduğunu görüyoruz. Ordu'da büyük ölçekli işletmeler göremedik. Son 20-30 yılda elle tutulur büyük bir yatırımı göremedik. Bundan sonra da görmekte zorlanacağız. Ordu'nun en büyük sorunlarından birisi de sanayici için uygun arsa temini konusudur. Arazi çok kıymetli. Hiçbir sanayici araziye yatırım miktarı kadar para ödemek istemiyor. Organize sanayi bölgeleri daha uygun. 2. yeni organize sanayi açılırsa oraya yatırım yapanlar olur. Ordu, geçmişten beri tarıma dayalı ekonomisi olan bir il. Ama sanayinin gelişmesi lazım. Burada büyük sanayinin olması mümkün değil. Çünkü fiziki ve coğrafi şartlar bunu engelliyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin burada iş yapabileceğini görüyoruz. Özellikle dağıtım kanallarımızdan tren yolu ve Karadeniz Akdeniz Yolu'nun inşaatlarının tamamlanması lazım. Bir de liman sıkıntımız var. Konteynır limanımızın muhakkak yapılması lazım. Siyasetçilerimiz bu konuları pelesenk haline gelmiş şekilde söylüyorlar ama bizde bunların realize edileceği yönünde bir beklenti oluşmadı. Ordu olarak kendi kendimize yuvarlanıp gidiyoruz. Ordu'da görülmeyen bir takım sermaye birikimleri, bireysel sermaye birikimleri var. Bunların ekonomiye kanalize edilmediğini görüyoruz. Her şeye rağmen Türkiye geneline baktığımız zaman Ordu'da işsizlik seviyesinin ülkemizdeki ortalama işsizlik seviyesinin çok altında olduğunu görüyoruz. Bu Ordu için son derece sevindirici bir husus.

"Dışarıya bir kuruş para çıkmasın"

Fındık tarımının, fiyatların iyi olması sebebiyle biraz daha değerli hale geleceğini görüyoruz. Gerek fındık, gerekse ihracat işiyle uğraşan sanayicilerimizin üreticiyi mutlu eden fındık fiyatı seviyelerini korumaları lazım. Bu Ordu ekonomisinin geleceği ve sağlığı açısından çok önemli. Herkes fındık tarımından elde edilecek gelire bakıyor. Özellikle küçük esnafımız. Bazı ticari kuruluşlarımız burada kazanıyorlar ama burada kazandıklarını başka yerlere taşıyorlar. Bu bizim pek tercih ettiğimiz bir husus değil. Serbest rekabet, serbest ticaret ve piyasa kuralları çerçevesinde buna itiraz edecek bir durumumuz da yok. Gönlümüzden geçen bütün işleri, bütün ticari kollarda Ordulu yerli müteşebbislerimiz hakim olsun arzu ediyoruz. Dışarıya buradan bir kuruş para çıkmasın ama çok para girsin istiyoruz.

"Organize sanayi istihdam demek"

Ordu'daki mevcut organize sanayi zamanında çok küçük ölçekli olarak belirlendiği için 660 dönüm arazimiz var. Bunun 300 dönümü parsel haline getirilmiş. Ancak organize sanayi düzenlenirken, içerisinden geçen yol, kamu yolu adıyla tescil edildiği için biz kendimize organize sanayide iş yapıyor gözüyle bakmıyoruz. Tekrar çevreyolunu yine organize sanayi içinden karşıdan yeni yapılan köprüden geçirecekler. Bu organize sanayini ikinci kez bölüyor. Dolayısıyla organize sanayiden, organize sanayi diye bahsetmesek de olur. Bundan sonra yeni bir çalışmanın yapılacağını sanmıyorum. Hemen hemen bütün parseller doldu. Bir kaç tane problemli parsel var. Onlar halledilirse, belki yeni yatırımcılar gelir. Sanayiciler olarak organize sanayinin bazı işlerini kendimiz yapıyoruz. Ama kamu yolu deyip herkes buradan geçiyor. Kontrol altına alamıyoruz. Dolayısıyla biz kendimizi Sırrı Paşa Caddesi'nde ticaret yapan esnaftan farklı göremiyoruz. Organize sanayi bölgesi kendi kontrolümüzün dışında. Yeni organize sanayi bölgesi, elbette ki bir şeydir, bir anlamı vardır, ucuz arazi teminidir. Ama sahile, ana ulaşım hatlarına mesafesi en az 20 km. olması hasebiyle bazı sanayi kolları bunu düşünür. Bence 20 km. çok uzak değil. Altyapı tamamlanırsa, orada bin dönümlük  arazi var, çok kısa zamanda dolar. Şimdiden orayı bekleyen yatırımcıların olduğunu da biliyorum. Organize sanayi istihdam demek. Ordu'da duran insanlar için iyi olacak. O bölgede yeni yerleşimler olacak. Çünkü o bölge yeni yerleşim yerleri olacak. Özellikle Güzelyurt, Karaağaç, Koşaca mahallelerinin cazibelerinin artacağını düşünüyorum.

Ordu Hayat/Durmuş Karaağaç-Tevfik Kul (Röportaj)

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı hız bir can daha aldı
Aşırı hız bir can daha aldı
2 DUYARLI İNSAN!
2 DUYARLI İNSAN!