BİR ZAMANLAR ORDU’DA HALKODALARI VARDI

BİR ZAMANLAR ORDU’DA HALKODALARI VARDI
Bu içerik 0 kez okundu.

Günümüzde köyde yaşayan insanların oturup sohbet edebilecekleri, gazete veya kitap okuyabilecekleri yerlerin olmadığını biliyoruz. Ordu’nun bazı köylerinde kahvehaneler bu işlevi yerine getirmeye çalışıyor. Ancak buralar daha çok kağıt oyunları oynamak için kullanılıyor. Bildiğim kadarıyla 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra her kahvehaneye birer okuma köşesi yapma zorunluluğu getirilmişti. Kimselerin pek kullanmadığı okuma köşelerinde raflarda duran kitapların üzerinin tozlarla dolu olduğu görülürdü. Zaten kitaplar okuma amacına uygun olmaktan daha çok yasal şartın yerine getirilmesine yönelikti.

Oysa günümüzden 65 yıl önce ise ülkemizin her yerindeki köylerde, içinde kitaplığı bulunan, müzik dinlenen halkodaları vardı. Ordu’da 55 halkodası bulunuyordu ve bu halkodaları şehirlerde bulunan halkevlerine benzer amaçlar için oluşturulmuştu.

Ülkemizde 1939 yılında halkodaları açılmaya başlanmıştır. Ancak halkodalarının resmi açılış tarihi 19 Şubat 1940’tır. Halkodalarının açılışı, halkevlerinin köyleri yeterince kucaklayamaması ve köylülerin sorunlarını etkili bir biçimde çözememesi karşısında CHP’nin yeni kurumlar oluşturmaya yönelmesi neticesinde gerçekleşmiştir.

Halkevlerinin köycülük şubeleri, doğal koşullar nedeniyle köylere yeterince ulaşamıyor, köyün geri kalmışlığına son verme çabalarında yetersiz kalıyordu. Bu şubelerin sık sık köye gitme, gittiklerinde ise uzun süre köyde kalma imkanları yoktu.

1939 yılında CHP, halkodaları ile ilgili bir yönerge hazırladı. Halkodaları, halkevlerinin kırsal kesimlerdeki küçük örnekleri olarak tasarlamıştır. Yalnızca büyüklük, karmaşıklık, işbölümü bakımından halkevlerinden ayrılıyorlar, çalışma ilkeleri ve amaçlar bakımından onlarla aynı özellikleri taşıyorlardı.

Halkodaları Talimatı’nın ‘Bir Halkodasından Beklenen Görevler’ başlığı altında şunları sıralamaktadır: Temiz bir toplantı salonu işletmek, kitapların okunması amacıyla bir okuma odası hazırlamak, radyo ve pikabın dinlendiği eğlenceler ve özel günler düzenlemek, yerli malı sergileri açmak.

Halkodalarının mutlaka bir okuma odasının olması gerekmekteydi. Halkodalarında Türk harfleriyle basılmış eserler dışında eser bulundurulması yasaktı. Okuma odasında bulundurulacak kitapların niteliğiyle ilgili koşul ise şuydu:

‘Halkevlerimiz gibi halkodalarımız da Türk inkılabı prensiplerinin halk arasında yayılması, derinleşmesi ve kökleşmesi için kurulmuş kurumlar olduğuna göre kütüphanelerde ve okuma odalarında bulundurulacak eserlerin de bu esaslara uyar mahiyette olmaları tabiidir.’

Halkodaları yapmış oldukları çalışmaları yılda iki kez, haziran ve aralık aylarında iki suret halinde rapor haline getirmeleri, bir suretini bağlı oldukları CHP örgütüne diğer suretini de CHP İl Yönetim Kurulu’na göndermeleri gerekiyordu. Halkodalarında düğün ve nişan törenleri yapılmasına izin verilmekle birlikte bu merasimlerde alkollü içkilerinin kullanılması yasaktı.

Ordu il merkezi, ilçe ve bucaklarda 20 halkodasının açılışı, halkevlerinin kuruluş yıldönümüne rastlayan 25 Şubat 1945 Pazar günü yapılmıştır.

Ordu modernleşme tarihinin önemli isimlerinden, Türkiye’de köyde basılan ilk gazeteyi çıkartan Bilal Köyden, Ordu Halkevi’nin yayın organı olan Yeşil Ordu dergisinde ‘Bizde Halkodaları’ isimli bir yazı yazmıştır. Yazısında insanların hayat içerisinde bir şeyler öğrendiklerini, sosyal varlık olmaları nedeniy0le başka insanlarla ilişki kurduklarını ifade ettikten sonra ruhsal ihtiyaçlarına, kahvehaneler, dükkan köşeleri, halkevleri ve halkodalarında cevap aradıklarını belirtmektedir;

“Teşekkül itibari itibariyle en faydalı olmaları lazım gelen halkevleri ve halkodalarıdır. Ancak bunların hepsinden dilediğimiz şekilde istifade edebiliyor muyuz, edemiyor muyuz? Bize kalırsa çok iyi niyetlerle kurulmuş olan bu kaynaşma yuvalarına daha esaslı veçhe verilmek lazım.

Bizim burada asıl temas etmek istediğimiz nokta muhitimizde açılan köy halkodaları meselesidir.

Halkodalarını bizim çevrede önemi vardır. Çünkü köylerimiz öyle dağınıktır ki aylarca birbirlerinin yüzlerini göremeyen köy komşuları olur. Şimdi bu vaziyette kurulmuş köylerde halkodalarından nasıl istifade edebiliriz? Biz bu hususta şöyle düşünüyoruz:

Dağınık köylerin en münasip yerinde köylünün taş, kireç, kum, keresteve bedeni yardımlarıyla halkodaları inşa edilmeli. Buralar teşkilat tarafından teşrif olunmalı, gazete, kitap gönderilmeli ve yeni çıkacağı söylenen ucuz halk tipi radyolar verilmelidir. Gerek toplantı için yapılan bina ve gerekse radyo ve okuma vasıtaları, köylüyü bir araya getirecek en kuvvetli amillerdir. Esasen ruhlarında gömülü olan toplanma meyli bu suretle tahrik edilmiş olur.

Doğrusunu söylemek lazım gerekirse bugünki halkodalarından matlup faide elde edilememektedir. Zira her biri icaplarına uyarak, şurada burada derme çatma binalara birer plaka asılmak suretiyle meydana getirilmiştir ki, bunlardan bir kısmı içinde durulamayacak kadar elverişsizdir. Radyoları yoktur, gazete ve dergilerden mahrumdurlar. Bu sebepten dolayı varlıkları ile yoklukları arasında bir fark görülmez.

Manevi bakımdan köylüyü kalkındıracağına inandığımız vasıtalardan biride halkodalarıdır. Onları yeni baştan ele almak, yapılacak ıslahatı ve himmeti yapmak zorundayız.”

Ordu’nun Uzunisa nahiyesinde Güzel Ordu gazetesini çıkartan Bilal Köyden, köyle ilgili meselelere gazetesinde sıkça yer vermekte idi. Türkiye nüfusunun önemli bir bölümünün köyde yaşaması nedeniyle, sorunların çözüm merkezi olarak köyü işaret etmektedir.

BilalKöyden’e göre köylülerin dertlerini şehirden görmek mümkün değildir ve istisnasız her aydın çalışmasının merkezini köylerde kurmalıdır. Köylerde kooperatifçiliği destekleyen yazılar yazar, Ziraat ve Fındıkçılığı İlerleten Cemiyeti’nin kuruluşuna ön ayak olur. Fındık tarımı konusunda çiftçileri bilgilendirmekte aynı zamanda köylülerin düşünce yapılarında da değişiklik yapmayı amaçlayan yazılar kaleme almaktadır.

“Köylü İrşat İster” başlıklı yazısında, her köyde köylüye doğru şekilde ziraat yapmasını öğretecek birer deneme tarlası kurulmasını, ziraatçılartarafından sık sık konferanslar verilmesini önermekte ve “benim şahsen köy davamın başında çiftçinin irşat(uyarma) tarikiyle iktisaden yükselmesinin temini gelir” diyerek önceliği belirtmektedir.

Bilal Köyden, köylerin en temel sorunlarından biri olan kumarın ortadan kaldırılması yönünde de telkinlerde bulun muştur. Köylüleri kumardan uzak tutabilmek için “yapacak iş beşer’i ihtiyaç olan ruhi gıdayı verecek faydalı eğlence ve meşgale bulmaktır.”

Köyden, bu meşgaleler için halkodalarını ve spor sahalarını göstermektedir. Ona göre köyün merkezinde uygun bir üç odalı ortak bina yapılmalı, küçük olan iki oda ihtiyar heyeti ile CHP Ocağı Heyetine ayrılmalı, büyük salon ise halkodası olarak kullanılmalıdır. Bu üç kurumun katılımı ve köy halkının yardımı ile Halk Odasına radyo, kitap, gazete, mecmua temine edilmeli, boş zamanlar spora, güreşe ayrılmalıdır.

Bilal Köyden yazılarında sürekli olarak köy davasını anlatmakta, halkevi faaliyetlerinin istikametini köyler olarak göstermektedir:

“Halkevi ülkü mabedimizdir. Halkevlerinin köylere sokulması Türk İnkılabının en verimli taraflarından birini teşkil eder. Köylere doğru, daima köylere doğru!”

Güzel Ordu gazetesi Uzunisa nahiyesinde çıkartılmakta olduğu için olsa gerek UzunisaHalkodası’nınçalışmalarıyla ilgili haberlere sık sık yer vermektedir. 19 Şubat halkevlerinin kuruluş yıldönümü nedeniyle Uzunisa Halkodası,“Halkevliler Bayramı” adıyla bir eğlence düzenlemiş, törene katılan yüzlerce köylü çalınan türkülerle eğlenmişlerdir.

24 Şubat 1946 tarihinde Ordu’daki halkodası sayısının 41 olduğunu bilmekteyiz. Halkevleri ve halkodaları kapandığında ise Ordu’da 55 halkodası bulunmaktaydı. Bu halkodalarından ismi belirleyebildiklerim şunlardır: Anaç, Bayramlı, Bolaman, Fartıl, Gebeme, Haliluşağı, Kabadüz, Karakuş, Kumru, Kutluca, Kuz, Mahmudiye, Parçı, Saray, Tekkiraz, Teyneli, Ulubey, Uzunisa, Yalıköy, Yavadı, PerşmebeHalkevi’nebağlı: Efirli, Çandır, Kaleyaka, Kışlaönü halkodaları…

1951 yılımda halkevlerinin kapatılmasına yol açan gelişmeler sonucunda halkodalarıda kapandı. Halkodaları 1939 yılından 1951 yılına kadar Ordu’nun birçok köyünde insanların ortak kullanım yeri olmuştu.

Kaynakça:

  1. Sefa Şimşek, Birİdeolojik Seferberlik Deneyimi Halkevleri, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul 2002
  2. CHP Halkodaları Talimatnamesi, 1939
  3. Gürses Gazetesi, 23.02.1945
  4. Bilal Köyden, Güzel Ordu Gazetesinin 25 Yıllım Hikayesi, Ordu 1995
  5. Nurhan Karadağ, Halkevleri Tiyatro Çalışmaları, 1998
  6. Şerafettin Zeyrek, Türkiye’de Halkevleri ve Halkodaları, 2006
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşırı hız bir can daha aldı
Aşırı hız bir can daha aldı
2 DUYARLI İNSAN!
2 DUYARLI İNSAN!